Connect with us

Haberler

“Vergi Ödemesi 2014” raporuna göre; Teknoloji, en yaygın uygulanan vergi reformu

Yayın tarihi

-

 

Dünya ülkeleri vergi uyum sistemlerinde reformlar yapmaya devam ettikçe vergi oranı politikaları değişiklik gösteriyor. Haziran 2012 – Haziran 2013 arasındaki dönemde 32 ekonomi, vergi ödeme kolaylığı sağlama konusunda adımlar attı.

Türkiye’deki vergi sistemi dijitalleşiyor. Yeni uygulamalar vergi denetimlerinin etkinliğini ve verimliğini artırırken mükellefler de yasal kayıtların basımları ve saklanmaları konusundaki idari yükümlülüklerin yarattığı mali yükten kurtularak tasarruf sağlayabilecekler.

 

Dünya Bankası, Uluslararası Finans Kuruluşu (IFC) ve PwC işbirliğiyle hazırlanan Vergi Ödemesi 2014 (Paying Taxes 2014)  raporunun sonuçlarına göre, ülkeler vergi gelirlerini arttırmak ve büyümeyi teşvik etmek arasındaki dengeyi tutturmak için birçok farklı politika uyguluyor. Vergi uyumu için yapılan yeni uygulamalarda teknolojiden yararlanılan, online dosya oluşturma ve ödeme yapmayı mümkün kılan internet sistemlerinin kullanıma sunulması veya iyileştirilmesi, üç yıldır üst üste en yaygın şekilde uygulanan vergi reformu olarak belirlendi.

Rapora göre, bu yıl 14 ekonomi toplam vergi yükümlülüğünü ya da bazı şirketlerin ödeyeceği vergi miktarını arttırırken,14 ekonomi de tam tersi bir yol izledi. Dünyanın pek çok bölgesinde, şirketlerin ödeyeceği toplam vergi miktarının düşüş hızı yavaşlamaya devam ediyor. İlki 2004 yılında yayınlanan Vergi Ödemesi raporları, bu dokuz yıllık süreçte kurumlar vergisinin sürekli olarak azaldığını ve şirketlerin yükümlü olduğu çalışmaya ilişkin vergilerin daha istikrarlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu vergiler de an itibariyle toplam vergi yükünün büyük bir kısmını oluşturuyor.

Vergi Ödemesi 2014 (Paying Taxes 2014) raporu, Haziran 2012 – Haziran 2013 arasındaki dönemde 32 ekonominin, vergi ödeme kolaylığı sağlama konusunda adımlar attığını gösteriyor. Çalışma kapsamında, 189 ekonominin vergi rejimleri incelendi ve vergi uyumu için atılan adımlar arasında online dosya oluşturma ve ödeme yapmayı mümkün kılan internet sistemlerinin kullanıma sunulması veya iyileştirilmesi, üç yıldır üst üste en yaygın şekilde uygulanan vergi reformu olarak belirlendi.

Türkiye’de de vergi sistemi dijitalleşiyor

PwC Türkiye Vergi Hizmetleri Lideri Zeki Gündüz çalışmayı şöyle değerlendirdi: “Türkiye’de vergi sistemine baktığımızda, 2004 yılında Maliye Bakanlığı tarafından başlatılan, Vergi İdaresini, basılı belge formatından elektronik ortama taşıma çalışmaları geçen süre içinde önemli gelişmeler gerçekleştirdi. Kayıtlar vergi dairesinde elektronik olarak tutulurken, diğer elektronik ortama geçiş girişimleri ve devamındaki e-devlet uygulamaları devreye girdi. 2008 yılında telekomünikasyon sektörü için başlatılan elektronik faturalama sisteminin diğer sektörleri de içine alacak şekilde kapsamını genişletmek, önceliği de şirketler arası işlemlere verme çalışmalarını sürdürüyor. Böylece şirketlerin, basılı fatura uygulamasını kaldırılmasıyla, 10 yıl olan saklama süresi gereği oluşan saklama ve baskı maliyetlerinden kurtulunması hedefleniyor.”

Raporda Türkiye ile ilgili şu değerlendirmelere yer verildi:

  • Türkiye’de orta ölçekli bir şirket vergi gerekliliklerine uyum sağlamak üzere elde ettiği kârın yüzde 40,2’si oranında vergi ödemekle yükümlü. Şirketler bir yılda yaptığı 11 adet ödeme için 226 saat harcıyor.
  • Elektronik faturalama, şeffaflığı arttırarak iç ve dış denetimi daha da kolaylaştıracak. E-faturalara elektronik platformdan kolayca ulaşılabileceğinden dolayı, şirketler de nakit yönetimleri ile ilgili daha güvenilir gerçek zamanlı bilgiye sahip olacaklar.
  • Türkiye’deki ikinci girişim ise, şirketlerin kanuni olarak tutmaları gereken muhasebe hesaplarının elektronik formata geçirilmesi. Elektronik faturalama sistemini uygulayan şirketler,  ilgili yasal kayıtlarını elektronik olarak ve belirli koşullara bağlı kalarak tutabilecekler. Devrim niteliğindeki bu uygulama, yasal olarak on sene boyunca saklanması gereken büyük defter (defter-i kebir) ve envanter defterleri de dâhil olmak üzere, şirketleri yasal kayıtlarının sayfalarca basılmasından kurtaracak. Şu anda, e-fatura ve elektronik muhasebe kaydı uygulamalarına geçiş aşamasında ek maliyetler bulunuyor. Ancak saklama ve baskı maliyetlerinin düşmesiyle elde edilen tasarrufların bu maliyetlerden daha fazla olması bekleniyor. Yeni sistemin bir başka avantajı da, vergi denetimlerinde şeffaflığı arttırarak vergi kaçakçılığının azalmasına yardımcı olması.
  • Bu önlemlerin hem iş ortamı, hem de vergi idareleri açısından oldukça yararlı olması bekleniyor. Vergi denetimlerinin etkinliği ve verimliği artacak ve mükellefler, yasal kayıtların basımları ve saklanmaları konusundaki idari yükümlülüklerin yarattığı mali yükten kurtularak tasarruf sağlayabilecekler.

Kamuda en son teknolojilerden yararlanmak şeffaflığı artırıyor

Raporu değelendiren Dünya Bankası Grubu’nun Küresel Göstergeler ve Analiz Departmanı Direktörü Augusto Lopez Claros şunları söyledi; “Dünya çapındaki gelir idareleri, ödeme sistemlerini düzenlemek ve modern hale getirmek için adımlar atıyor. 76 ekonomide mükellefler artık vergi beyanlarını dünyanın her yerinden elektronik olarak yapabiliyorlar. Kamu hizmetlerinin kalitesini yükseltmek için en son teknolojilerden yararlanmak şeffaflığı artırıyor. Ayrıca, birçok vergi idaresi de, bu gelişmenin vergi matrahını genişleterek makro ekonomik açıdan yarar sağladığını düşünüyor.”

2014 raporu, dünya genelinde vergi gerekliliklerine uyum sağlamak üzere orta ölçekli bir şirketin ortalama olarak, elde ettiği kârın yüzde 43,1’ini toplam vergi oranı olarak ödediğini, 26,7 adet ödeme yaptığını ve 268 saat harcadığını ortaya koyuyor.

Vergi sistemlerinin çağın gerekliliklerine ayak uyduracak şekilde güncellenmesi gerekiyor

PwC Vergi Şeffaflığı ve Toplam Vergi Katkı Payı Birimi Lideri Andrew Packman bu konuda şunları belirtiyor: “Vergi sisteminde yapılacak reformlar büyük önem taşıyor. Yapılan bu çalışma da, yalnızca kurumlar vergisinin değil, kimin, nasıl ve ne kadar vergiye tabi tutulacağı konusunda verilecek kararın da oldukça önemli olduğunu ortaya koyuyor.  İş dünyasının küreselleşmesi ve vergi gelirleri konusunda ülkeler arası rekabetin artmasının yanı sıra markalar, yazılım ve teknik bilgi (know-how) gibi gayri maddi varlıkların şirket varlıkları içindeki yüzdesinin artması gibi uluslar arası vergi alanındaki gelişmeler, dünya çapındaki vergi sistemlerinin çağın gerekliliklerine ayak uyduracak şekilde güncellenmesini gerektiriyor.”

Vergi Ödemesi 2014 Raporu, orta ölçekli bir şirketin ilgili yılda ödemek zorunda olduğu tüm vergileri ve katkı paylarını değerlendiriyor. Ölçülen vergiler ve katkı payları; kâr veya kurumlar vergisi, işveren tarafından ödenen sosyal sigorta primleri ve çalışmaya ilişkin vergileri, mülkiyete ilişkin vergiler, mülkiyet devir vergileri, temettü vergisi, sermaye kazancı vergisi, mali işlemler vergisi, çöp toplama vergileri, motorlu taşıt vergileri ve diğer küçük vergilerle masrafları kapsıyor.

Haberin Devamı
Advertisement
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Ingo Steinkrüger, Interroll’un yeni CEO’su oldu

Yayın tarihi

-

Yazar:

Halihazırda thyssenkrupp System Engineering CEO’su olan Ingo Steinkrüger (48), 1 Mayıs 2021 tarihinde Interroll Group CEO’su olarak, geçen Haziran emekliliğini açıklayan ve Interroll Yönetim Kurulu’nun bir sonraki Yönetim Kurulu Başkanı olarak aday gösterileceği Paul Zumbühl’ün ardından göreve başlayacak.

Proje ve ürün, otomasyon, mühendislik ve üretim teknolojisi alanlarına odaklı 20 yılı aşkın yönetim ve teknik uzmanlığı bulunan Ingo Steinkrüger, son derece rekabetçi otomotiv endüstrisinde de kapsamlı küresel satış ve hizmet deneyimine sahip. Kendisinin Köln Üniversitesi’nden makine mühendisliği (üretim teknolojisi) ve endüstri mühendisliği alanlarında diploma dereceleri bulunuyor.

Ingo Steinkrüger thyssenkrupp Group kariyerine 2000 yılında Johann A. Krause Maschinenfabrik GmbH’de satış/proje yöneticisi olarak başladı.  Proje yönetimi, iş geliştirme, hizmet işletmesi ve küresel müşteri yönetimi alanlarında birkaç farklı başarılı yönetim pozisyonunda bulunduktan sonra Küresel Satış & Hizmet’ten sorumlu başkan yardımcısı sorumluluğunu aldı. 2016’nın ortasından itibaren devam eden başarısı sayesinde Steinkrüger 1.1 milyar Euro satış rakamına, 4,600 çalışana ve dünya üzerinde 15 farklı lokasyona sahip thyssenkrupp System Engineering’in CEO’su olarak atandı.

“Stratejik odak noktası Interroll için büyük önem arz eden dijitalleşme ve teknoloji platformu gibi geleceğin konuları ile birlikte küresel satışlar ve hizmet işletmelerindeki başarısı Yönetim Kurulumuzu ikna etmeye yeten Ingo Steinkrüger ile çalışmayı dört gözle bekliyoruz,” diyor Interroll Holding AG Yönetim Kurulu Başkanı Urs Tanner. “Bu atama çok özenli bir seçim sürecinden ve en iyi adayı bulmak adına hem yurtiçi hem de yurtdışında gerçekleştirilen küresel bir araştırma sonrasında gerçekleştirildi.”

“Ingo Steinkrüger ile birlikte, olağanüstü teknolojik uzmanlığının yanında güçlü müşteri odaklılığı ve kurumsal kültür ve değerlerimizle uyuşacak yapısı ile kendini kanıtlamış ve başarılı bir lider sahibi olduk,” diyor Interroll Worldwide Group CEO’su Paul Zumbühl. “Büyümemizi sürdürmek ve şirketimizle çalışanlarını uzun dönem stratejimizle bir üst seviyeye çıkararak yönetmek için gerekli en iyi ön koşullar zaten bunlardır.”

“Interroll Group yönetimini devralmak ve şirkete kendi deneyimimi katmak için sabırsızlanıyorum,” diyor Interroll’un yeni CEO’su Ingo Steinkrüger.” Amacım Paul Zumbühl’ün başarılı işlerini devam ettirmek ve çalışanlarımızla birlikte şirketimizin büyüme yolculuğunu müşteri odaklılığı ve teknoloji platformunun daha da geliştirilmesiyle sürdürülebilir olarak güçlendirmek.”

Daha önceden açıklandığı üzere, Paul Zumbühl 2021 yılının Nisan ayında 21 yıldır yürüttüğü CEO pozisyonundan ayrılacak. Interroll Holding Ltd’nin Yönetim Kurulu kendisini 7 Mayıs 2021 yılında düzenlenecek Interroll Olağan Genel Kurulunda şirket hissedarlarına bir sonraki Yönetim Kurulu Başkanı adayı olarak sunacak. Kurul, seçimin onaylanması durumunda kendisini Aktif Yönetim Kurulu Başkanı olarak atayacağını da duyurdu. Bununla birlikte, şu anda görevde olan Interroll Yönetim Kurulu Başkanı Urs Tanner ise geçiş sürecinin ilk yılında efektif kontrol ve gözetim ile şirketin kendini kanıtlamış yönetim yönergelerine uygunluk sağlamak adına Baş Bağımsız Direktör olarak seçime girecek. İki yılın ardından, 2023 yılında, aktif yönetim kurulu başkanı görevleri olağan yönetim kurulu başkanının görevlerine geri dönecek.

Haberin Devamı

Haberler

Rasyotek’in yeni CEO’su Muhammet Nezif Emek oldu

Yayın tarihi

-

Yazar:

Farklı sektörlerden 1000’den fazla kuruma verdiği hizmetlerin yanı sıra, Türkiye’nin önde gelen ilk 500 şirketi içerisinde yer alan 80 kuruluş ve 40 farklı holdinge de birçok referans proje sunan Rasyotek’te üst düzey bir atama gerçekleşti. Finans, perakende ve teknoloji gibi pek çok sektörde yönetici pozisyonlarında görev yapan Muhammet Nezif Emek, Rasyotek’in yeni CEO’su oldu.

“Teknolojik İnsan” mottosuyla Türkiye’nin birçok sektöründeki yüzlerce firmaya bütünleşik hizmetler sunan Rasyotek’in CEO’luk görevine Muhammet Nezif Emek getirildi. Finanstan üretime, perakendeden teknolojiye kadar pek çok farklı sektörde 20 yılı aşkın yönetim tecrübesi bulunan Emek, Rasyotek ve Rasyotek’in tüm iştiraklerinin tam yetki ile yönetilmesi ve büyütülmesinden sorumlu olacak.

Dijital dönüşümde akla gelen ilk firmalar arasına girme hedefine odaklanacağız

Farklı sektörlerdeki yönetim tecrübesini Rasyotek’e aktaracağını belirten Emek, “Rasyotek ile perakendeden, sağlık bilişim sistemlerine, siber güvenlikten, hukuki danışmanlığa kadar faaliyette bulunduğumuz her alanda kalite standartlarından ödün vermeden çalışacağız. Uzmanlık alanlarımızla işletme ve sektörlere katma değer yaratmaya ve istihdamı artırmaya devam edeceğiz. Tüm bunların yanı sıra Rasyotek’in, Türkiye ve dünyada dijital dönüşümde akla gelen ilk firmalar arasına girme hedefine daha fazla odaklanacağız” şeklinde konuştu.

Haberin Devamı

Haberler

Türk Prysmian Kablo, sürdürülebilir bir gelecek için dünyayı teknoloji ile birbirine bağlayacak

Yayın tarihi

-

Yazar:

Enerji ve telekomünikasyon kabloları sektörünün dünya çapında lideri Prysmian Group’un Türkiye operasyonu Türk Prysmian Kablo, gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle sürdürülebilir kalkınmayı hedefliyor. Bu zamana kadar birçok projeye adını yazdıran Şirket, 2021 yılında da sürdürülebilirlik performansını tüm değer zinciri boyunca devam ettirecek proje ve yatırımlara imza atmayı amaçlıyor.

Mevcut üretim ve tüketim dinamiklerinin sınırlı kaynaklar karşısında denge oluşturmasını esas alan sürdürülebilirlik, değişen tüketici davranışları karşısında şirketlerin de dönüşümünü hızlandırıyor. İş dünyasının bu değişim rüzgarına entegre olmasının bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyleyen Türk Prysmian Kablo CEO’su Cinzia Farisè, şirket olarak 2021 yılında, belirledikleri hedefler doğrultusunda sürdürülebilirlik çalışmalarına ağırlık vereceklerini belirtti.

“Şirketler sadece ortaklarına değil topluma karşı da sorumludur”

Sürdürülebilirliğin şirketleri ve iş yapış modellerini yeniden şekillendirdiğini ifade eden Türk Prysmian Kablo CEO’su Cinzia Farisè; “Sistemler değişiyor, kurallar yeniden yazılıyor. Eski düzene baktığımızda şirketlerin birincil gayesinin kar elde etmek olduğunu görüyoruz. Bugün ise kar elde etme mekanizması toplumsal çıkarlar ile paralel ilerliyor. Şirketler sürdürülebilirlik politikaları gereği ekonomik olarak büyürken, topluma sağladıkları katma değer ile farklı bir noktada konumlanmayı başarıyor. Biz Prysmian Group çatısı altında attığımız her adımda sürdürülebilirliği temel argümanımız olarak kabul ediyor, sorumluluğumuzun sadece şirket ortaklarına değil, toplumsal ortaklarımıza karşı olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. Ekonomik açıdan büyüme hedeflerinin yanı sıra sosyal ve çevre konularının da şirket konularına dahil edildiği bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. 2021 yılı için de en büyük hedefimiz sürdürülebilir bir gelecek için dünyayı birbirine teknoloji ile bağlamak” dedi.

Üretim Akademisi ve Online Kablo Eğitimi ile sektöre nitelikli iş gücü kazandırıldı

Sürdürülebilirliğin temelinde toplum yararını korumak ve kendi çıkarlarını toplumun çıkarları üstünde görmemek olduğunun altını çizen Cinzia Farisè; “Biz sürdürülebilirliğin omurgasını oluşturan toplumsal fayda kriterini şirket olarak bir sosyal sorumluluk bilinciyle yorumluyor, bu konuda hayata geçirdiğimiz projelerle daha iyi bir dünya ve gelecek için çalışıyoruz. 2020 yılı bu anlamda bizim için çok verimli geçti. Bursa Mudanya’da bulunan fabrikamızda  gelecekteki üretim müdürlerinin ve fabrika direktörlerinin yetiştirilmesi amacı ile kurulan ve Grubumuz içerisindeki akademiler arasında 4 Mükemmeliyet Merkezi’nden biri olan Üretim Akademisi’nde bugüne dek 32 ülkeden 400’den fazla kişiye eğitim verdik. Bunun yanı sıra Türkiye’de bir ilk olan online kablo eğitimi ile binlerce kişinin yararlanabileceği dijital bir platform kurduk. Öğrencilerin ve akademisyenlerin yanı sıra, elektrik alanında çalışan mühendisler ve teknisyenler gibi sektör profesyonellerinin de ücretsiz yararlanabildiği online eğitim özellikle de pandemi sürecinde sektörün mesleki gelişimine katkı sağladı” dedi.

Gönüllülük esasına dayanan projelerle daha çok insana dokunacağız

Prysmian Group’un global vizyonu doğrultusunda sürdürülebilirliğin en hassasiyetle yaklaştıkları konuların başında geldiğine dikkat çeken Cinzia Farisè; “Sosyal sorumluluk kapsamında, son 3 yıldır imzamızı taşıyan ve artık gelenekselleşen bir projemiz var, ‘Mutluluk Kumbarası. Gönüllülük esasına dayanan ve çalışanlarımızın desteğiyle sürdürdüğümüz bu proje ile bu sene başında Şanlıurfa Viranşehir’de 168 çocuğumuzun kışlık ihtiyaçlarını karşılarken eğitim için gerekli malzemeleri de sağladık. Bizim için bir çocuğun yüzündeki gülümsemenin sebebi olabilmek birçok şeyden çok daha değerli. Bu projeye 2021 yılında ve sonrasında da devam etmeyi ve daha çok çocuğun hayatına dokunabilmeyi hedefliyoruz. Gönüllülük esasına dayanarak gerçekleştirdiğimiz bir diğer projemiz hayati önem taşıyan ve her vatandaşın farkındalık kazanması gerektiğini düşündüğümüz bir konu olan kan bağışı. Türk Kızılay iş birliğinde gerçekleşen bu projede 63 gönüllü çalışanımız kan ihtiyacı olan binlerce kişiye umut olmak hedefiyle kan bağışında bulundu. Aynı zamanda 187,5 saatlik çalışma kapsamında yangın sebebiyle zarar gören Mudanya’da fidan dikme etkinliği gerçekleştirdik. Kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’nın (KAÇUV) İstanbul Pendik’te inşa ettiği ve açılışını yaptığı 2. Aile Evi’ne kablolarımızla hayat verdik. Aynı şekilde sürdürülebilirlik temeline dayanarak “Denize en çok mavi yakışır” mottosuyla Bursa Mudanya’daki fabrikalarının önündeki sahili temizledik. 2 saatte sahilden 320 kg çöp topladık. Biz Türk Prysmian Kablo olarak aynı hassasiyetle hareket etmeyi, kurumsal sosyal sorumluluk projelerimiz ile her alanda var olmayı 2021 yılında da sürdüreceğiz” dedi.

Haberin Devamı
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com