Connect with us

Haberler

Üretimde dijitalleşmenin geleceği masaya yatırıldı

Yayın tarihi

-

Yapay zekâ ve artırılmış gerçeklik teknolojileriyle tam entegre dünyadaki tek akıllı üretim yönetimi sistemini geliştiren teknoloji markası Doruk, Özgencil Grup’un Dünya gazetesinin katkılarıyla “Yarını Anlamak’’ temasıyla online olarak düzenlediği Forum İstanbul 2021’e katıldı. Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın moderatörlüğündeki “Şimdi Endüstri 4.0-Yarın Endüstri 5.0” oturumunda konuşmacı olarak yer alan Doruk Yönetim Kurulu Üyesi ve ProManage Corporation Managing Director Aylin Tülay Özden, pandemi döneminde dijitalleşmenin üretim için öneminden bahsederek, Türkiye’nin Endüstri 4.0’a geçiş sürecini değerlendirdi.

Özgencil Grup tarafından Dünya gazetesi iş birliğiyle düzenlenen, Türkiye’nin en uzun soluklu uluslararası vizyon toplantısı olarak dünya ve ülke gündemini ele alan ve aynı zamanda gelecek perspektiflerini değerlendiren Forum İstanbul, bu yıl “Yarını Anlamak’’ temasıyla online olarak gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında Doruk Yönetim Kurulu Üyesi ve ProManage Corporation Managing Director Aylin Tülay Özden, Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın moderatörlüğündeki “Şimdi Endüstri 4.0-Yarın Endüstri 5.0” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı.

Üretimde dijitalleşme kritik öneme sahip

Pandemi sürecinin dünyada ve ülkemizde dijitalleşmeyi hızlandırdığına dikkat çeken Aylin Tülay Özden; “Pandeminin dünyada ve Türkiye’de iki büyük etkisi oldu. Bunlardan birincisi iş gücünün azalması. Özellikle de pandeminin ilk dönemlerinde iş yerleri ve fabrikaların daha az insanla ve aralıklı çalışmasının etkisiyle iş gücünde azalmalar meydana geldi. Devamında ise hastalanan kişiler nedeniyle iş gücü daha da seyreldi. Sürecin ikinci önemli etkisi ise evden çalışma düzeninin hayatımıza girmesi oldu. Bu iki etki, birçok sektörde ve özellikle üretimde bazı sorunlara sebep oldu. Bu noktada, dünya ve Türkiye olarak üretimde dijitalleşmenin çok kritik bir öneme sahip olduğunu öğrendik. Üretimdeki dijitalleşme, gerek operasyonel yönetimin dijitalleşmesi gerekse makinelerin ve ekipmanların otonom çalışmasıyla iş gücünün seyrekleşmesi problemini telafi etti. Bununla beraber dijitalleşme sistemlerini pandemiden önce kuran firmalar çok büyük avantajlar elde etti’’ dedi.

Yeniliklere açık bir ülkeyiz

Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecindeki ilerlemesini de değerlendiren Özden, “Özellikle bankacılık sektörümüz ve e-Devlet uygulamalarımızı dünyadaki diğer ülkelerle kıyasladığımızda çok ileride olduğumuzu söyleyebilirim. Toplum olarak yeniliklere çok açığız. İnternet ve cep telefonu kullanımında dünyada önde gelen ülkelerden biriyiz. Dolayısıyla dijitalleşmenin topluma yayılmasında kültürel olarak dünyadaki ileri ülkeler arasında olduğumuzu düşünüyorum. Örnek verecek olursam; bir yerli, milli mühendislik ve Ar-Ge firması olarak üretim operasyonlarındaki dijitalleşme çözümlerimizi Türkiye’de 23 yıldır sunuyoruz. Ülkemizdeki üreticilerin ise uzun yıllara dayanan deneyim ve kullanım tecrübesi bulunuyor. Genç nüfusa sahip Türkiye’nin dijitalleşme konusunda geleceğinin parlak olduğuna inanıyorum. Bu nedenle üretimde dijitalleşme düzeyimiz de hızla artacak” şeklinde konuştu.

Nitelikli yazılımcı eksiği sektörün kanayan yarası

Gerekli donanım ve teknolojik yeterlilik açısından ülkemizin Endüstri 4.0’a yeterli olduğunu ancak nitelikli yazılımcı eksikliğinin çok ciddi bir sorun teşkil ettiğini ifade eden Özden, sözlerine şöyle devam etti; “Sektörümüzün en önemli sorunlarından birinin nitelikli yazılımcı eksikliği olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizde özellikle yazılım, teknoloji ve bilgisayar bilimlerine gönül veren gençlerimiz ve deneyimli uzmanlarımız, idealist ve uluslararası vizyona sahipler. Yazılımcılar, özellikle internet teknolojileri, yapay zekâ ve Endüstri 4.0 alt yapısını oluşturan teknolojileri doğası gereği mekândan bağımsız olarak kullanabiliyorlar. Uygun teknolojik donanımlara sahip bir profesyonel, mekân fark etmeksizin yazılım ve internet teknolojileri alanında çalışabilir. Dolayısıyla, bizim ülkemizde de uluslararası standartlarda teknoloji ürünleri geliştirebilecek insan kaynağımız mevcut ve bu insan kaynağı yurt dışından talep görüyor. Buradaki asıl problem, bu nitelikli insanların maalesef Türkiye’de kalmayı tercih etmemesi. Türkiye’deki ekonomik, çevresel ve sosyolojik koşulları iyileştirip donanımlı insanların yurt dışı değil Türkiye için çalışmalarını sağlamamız gerekiyor. Diğer taraftan, ülke olarak yerli ürünlerdense yabancı ürünleri tercih etme eğilimindeyiz. Bu eğilim, mühendislik çözümlerimizi ve hizmetlerimizi sunarken de karşımıza çıkıyor. Türkiye’den bir hizmet alan sanayicimiz, yurt dışından bir çözüm aldığında rahatlıkla birkaç kat ödeme yapabiliyor, ancak çözüm Türkiye’den geliyorsa biraz daha pazarlık yapmayı tercih ediyor.”

Genç nüfusumuzu üretim endüstrisine entegre etmeliyiz

Endüstri 4.0’ın hayatımıza nasıl gireceği konusunda da görüşlerini paylaşan Aylin Tülay Özden, sözlerini şöyle tamamladı: “Mühendislik yaklaşımıyla bakarsak; IoT, yapay zekâ ve diğer Endüstri 4.0 teknolojileriyle sorunlara çözüm üreten mekanizmalar ve sistemler tasarlamamız gerekiyor. Burada odaklanılması gereken konu, sahip olduğumuz bu teknolojileri hangi problemlere karşı çözümler üretmek için fabrikalarda kullanacağız? Günümüz teknolojileriyle birlikte bazı işlerde insanların yerini robotlar aldı. Endüstri 4.0’ın özellikle robotlaşma ve mekanikleşme boyutu Almanya ve Japonya gibi ülkelerde büyük bir öneme sahip. Ancak Türkiye ve Amerika örneğini ele alırsak bu iki pazarda çok sayıda genç var. Bu gençler interneti çok yoğun kullandılar ve şu anda tamamen internetten eğitim görüyorlar. Mobil uygulamalara, cep telefonlarına çok aşinalar ve dijital dünyada yaşıyorlar. Alışverişlerini dijital dünyada yapıyorlar, iletişimlerini ve sohbetlerini sanal dünyada gerçekleştiriyorlar. Bu noktada, dünyada ve Türkiye’de genç nüfusun olduğu ama bu nüfusun sadece makinelerden, mekanik ve manuel operasyonlardan oluşan fabrikalarda çalışmak istemediği gerçeğini göz ardı edemeyiz. Dolayısıyla Endüstri 4.0’ın hayatımıza nasıl gireceği konularını ele alırken çok yönlü düşünmemiz gerekiyor. Türkiye olarak gayrisafi milli hasılamızı artırmamız, dışarıya olan pek çok bağımlılığımızı azaltmamız ve ihracat miktarımızı artırmamız gerekiyor. Biz sanayisi güçlü bir ülkeyiz. Elimizdeki kıymetli ve yetenekli nüfusumuzu üretim endüstrisine dâhil edecek formüller bulmalıyız. Tek başına robotlaşmanın Türkiye için doğru bir çözüm olduğunu düşünmüyorum. Bunu yaparsak sonrasında doğacak insan gücüne nasıl bir iş, nasıl bir gelir bulacağız, bu nasıl bir sosyal patlama yaratacak gibi konuların üzerinde çok ciddi şekilde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Üretimin geleceği kültürden ve sosyolojiden bağımsız olamaz.”

Haberin Devamı
Advertisement
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Amazon, yeni tesislerinde Türk markası AIRONN’un ürünlerini tercih etti

Yayın tarihi

-

Yazar:

Amazon’un İtalya’daki en büyük tesislerinde AIRONN duman egzoz çözümleri kullanılacak.

Dünyanın en büyük ikinci şirketi olan Amazon’un yüzde yüz yerli ve milli bir Türk markasını tercih etmesi, AIRONN kadar Türk mühendisliği için de bir gurur vesilesi oldu.

Amazon, bu yıl İtalya’da ilk üç yıl boyunca 1.100 kalıcı iş yaratacak iki yeni lojistik sitesini hizmete açıyor. Amazon, İtalya’ya 5,8 milyar Euro’nun üzerinde yatırım yaparak 2010’da ülkeye gelişinden bu yana 8.500’den fazla tam zamanlı istihdam yarattı.

Amazon’un Novara’da bulunan ikmal merkezi ve Spilamberto’daki (MO) ayıklama merkezi, Sonbahar 2021’de faaliyete geçecek. Bu yatırımlar, geçen yıl Amazon tarafından imzalanan İklim Taahhüdü uyarınca güneş panelleri ve diğer teknolojik enerji yenilikleriyle Amazon’un Avrupa’daki en yeni ve en modern, çevre dostu ve sürdürülebilir tesisleri olacak.

Yeni tesisler Sonbahar 2021’de faaliyete geçecek ve enerji tasarrufu ile düşük CO2 ayak izini entegre edecek. Tesislerin çatısına yerleştirilen güneş panellerinin ürettiği toplam 1.720 kW enerji her iki tesiste de güç sağlayacak, Tesisler, BREEAM sertifikasına sahip olacak. Denge ve biyo-çeşitliliği korumak için yeşil alanlar ve ağaçlık alanları gözetilerek tasarlanacak. Amazon yüksek teknoloji vizyonu ile kurduğu bu merkezde Türk Mühendisliğini de global yüksek teknoloji kapsamında görmüştür.

Amazon’un 230 milyon Euro’luk yeni tesislerini referansları arasına katan Aironn Havalandırma A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yasemin Akgül şunları söylüyor: “Çevresel hassasiyeti ve teknoloji yatırımlarıyla marka değerini güçlendiren ve 254.19 milyar US Dolar ile 2021 yılının en yüksek ikinci marka değerine sahip kuruluşu, çevrimiçi küresel alışveriş devi Amazon’un İtalya’daki yeni yatırımlarında tercihin AIRONN havalandırma çözümleri olması, bizler kadar, ülkemiz için de bir gurur vesilesidir. Türk mühendisliğinin devler liginde kazandığı bu başarı, şirketimizin ileriye yönelik planladığı adımlarının, yol haritasının ne denli isabetli olduğunu gösteriyor. AIRONN, kuruluş ana fikri ile bir dünya markası olmayı hedefledi. Türk mühendisliğinin gücünü ve yeteneğini uluslararası arenalarda kanıtlamaya odaklandı. Bugün vardığımız noktada, özellikle pandemi gibi tüm dünyayı sarsan ve seçimlerin olabildiğince güçlendiği bir dönemde küresel rakiplerimizin arasından sıyrılmak ve “Yeşil Bina” kategorisinin güçlü örnekleri arasında yer alacak Amazon tesisleri gibi zor ve yüksek teknoloji projelere mühendislik çözümleri üretebilmek, şüphesiz ki ekibimiz için büyük bir milli gurur ve motivasyon kaynağıdır.

Bilgi birikimimizi sürekli üzerine ekleyerek geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerimizle, Türk bayrağını ve Türk Malı kalitesini tüm dünyada temsil etme onurunu tüm Türk Havalandırma ve İklimlendirme sektörümüzle beraber yaşıyoruz. ”

Haberin Devamı

Haberler

Türkiye’nin sorumlu tüketim ve üretim projeleri aranıyor

Yayın tarihi

-

Yazar:

‘Geleceğimiz için sorumluluklarımız ortak, Hayalimiz Benzer’ mesajıyla yola çıkan Koç Topluluğu’nun satın alma ve tedarik zinciri yönetimi alanında faaliyet gösteren şirketi Zer’in başlattığı Hayalimiz Benzer İş Birliği Programı’nda üçüncü dönem proje başvuruları başladı. Birçok farklı sektörden 700’ü aşkın müşterisi ve 20 binin üzerinde tedarikçisi ile oluşturduğu ekosistemden doğan etki gücünü daha iyi bir dünya ideali için değerlendirmeyi hedefleyen program, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 12. maddesi ‘sorumlu tüketim ve üretim’ yaklaşımını merkeze alıyor. Programa ‘çevre ve doğal kaynakların korunması’ ve ‘yaşam biçiminin bu doğrultuda değiştirilmesi’ başlıklarında, Zer’in müşteri ve tedarikçileri tarafından geliştirilen projeler başvurabiliyor. Proje başvuruları 30 Temmuz 2021 tarihine kadar Hayalimiz Benzer web sitesi üzerinden yapılabilecek.

Başvuru şartı Y kuşağı proje elçisi

Hayalimiz Benzer İş Birliği Programı’na başvuru kriterleri arasında Y kuşağı bir proje elçisinin olması yer alıyor. Bu kriter ile daha iyi bir geleceği inşa etmek için gerekli vizyon ve kararlılığa sahip gençler; fikir üretmek ve aksiyona geçmek için teşvik edilerek, programın Y kuşağı çalışanların enerjisi ile büyümesi hedefleniyor.

Başvuruda bulunan projeler etki potansiyeli, uygulanabilirlik, sürdürülebilirlik ve verimlilik olmak üzere dört kriter ile bağımsız üyelerden oluşan Seçici Kurul tarafından değerlendiriliyor. Seçilen projelerin gelişimleri bir yıl boyunca Zer elçileri tarafından izlenmeye alınıyor ve Y kuşağı proje elçilerinin etkisiyle projelerin gelişim ivmesinin artırılması amaçlanıyor.

Daha iyi bir dünya ideali için sorumluluklarımızı yerine getirmeyi amaçlıyoruz”

Konuya ilişkin açıklamada bulunan Zer A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Apak, değişim ve dönüşüm yaratmada iş birliğinin önemini ve Hayalimiz Benzer İş Birliği Programı’nın çağrısını şu sözlerle aktardı: “Zer olarak ‘ben değil biz diyen ekosistem’ anlayışının önemini sıklıkla vurguluyoruz. Dünya ve çevre farkındalığı yüksek, her alanda daha iyiyi yaratmaya istekli çalışma ekosistemimizi her gün daha da kuvvetlendirmeyi amaçlıyoruz. Hayalimiz Benzer İş Birliği Programı ile müşteri ve tedarikçilerimizle birlikte daha iyi bir dünya ideali için sorumluluklarımızı yerine getirmeyi amaçlıyoruz. Yalnızca bireysel değil, kurumsal olarak atılabilecek adımları keşfederek ortaya çıkacak fikir ve uygulamalar ile her bir paydaşımızın kendi ekosisteminde değişim dalgası yaratmasına katkıda bulunacağımıza inanıyoruz.”

Programın yeni döneminde su ile ilgili projelere özel önem

Dünya nüfusu hızla artarken, su kaynaklarının azalması ve artan kirlilik sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaya devam ediyor. Doğal su kaynaklarının korunması ve ekolojik döngünün önemli parçası denizlerdeki kirliliğin önüne geçilmesi için hem bireysel hem de toplumsal anlamda mücadele edilmesi gerektiğine inanan Zer, bu konuya dikkat çekmek amacıyla 2021 yılını ‘temiz su, temiz deniz yılı’ ilan etti. Programa gelen başvurular arasından su tasarrufu ve kirliliğin engellenmesi için atık yönetimi ile ilgili projeler özel olarak takdir edilecek.

Haberin Devamı

Haberler

Üntel Kablo İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Listesi’nde yer aldı

Yayın tarihi

-

Yazar:

Kablo sektörünün önde gelen şirketlerinden Üntel Kablo, 2020 yılı İSO Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Listesi’nde yer aldı. %100 yerli sermaye ile 1972 yılında kurulan Üntel Kablo, yaptığı yatırımlar ve artan üretim hacmi ile tarihinde ilk kez listeye giriş yapmanın gururunu yaşıyor. 

Kocaeli Dilovası’ndaki 43.000 alana kurulu tesislerinde üretimlerini sürdüren Üntel, gemi inşa sanayi, madenler, hava alanı pist aydınlatmaları, demiryolları, offshore petrol platformları, endüstriyel tesisler, rafineriler, fabrikalar, vinçler ve savunma sanayi gibi birçok endüstri için kablo çözümleri sunuyor. Standart ürünlerin yanı sıra kauçuk ve özel kablolar imalatı üzerine uzmanlaşan şirket, üretiminin %60’ından fazlasını ihraç ediyor. 70’in üzerinde ülkede ürünlerini müşterileriyle buluşturan Üntel, geniş ürün portföyü ve stok yelpazesi ile yerli ve yabancı birçok kamu ve sanayi kuruluşunun onaylı tedarikçi listesinde yer alırken aynı zamanda distribütör ve toptancılara da hizmet veriyor. 

Ülkemizde ve dünyada, ASFAT (Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş.) tarafından Pakistan Deniz Kuvvetleri için üretilecek  MİLGEM Korvetleri, Dublin Havalimanı pist aydınlatmaları, Amerika Donanması için üretilecek Navajo sınıfı T-ATS 6 arama kurtarma gemileri ve İstanbul Yeni Havalimanı gibi prestijli projelerin kablo tedariğini yapan Üntel Kablo, 2019 yılında İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 50. sırada yer almıştı.

Ar-Ge Merkezi Kurulumunu tamamladı

Üntel Kablo üst yönetim hedefleri ve firmanın yatırım planları kapsamında, geçtiğimiz aylarda Ar-Ge merkezi olma şartlarına uygunluk konusunda denetimleri başarıyla tamamlayarak resmi olarak Ar-Ge merkezinin kurulumunu da tamamladı. Üntel, bu sayede firma bünyesinde yapılmakta olan Ar-Ge, tasarım ve inovasyon çalışmalarını bir basamak daha yükselterek Arge Merkezi” çatısı altında topladı. Şirket, yoğun Ar-Ge çalışmaları sonucunda dünyada az sayıda kablo üreticisinin sahip olduğu VG95218 / 60-61-62-63-64-65 ve 66 donanma tipi güç, telekomünikasyon ve sinyal kablolarını sertifikalandıran ilk ve tek Türk kablo üreticisi olma özelliğini ise halen koruyor.

Haberin Devamı
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com