Connect with us

Madencilik

İş Makinesi Sektörü Almanya’da Buluşuyor

Yayın tarihi

-

HİDROMEK, 11-15 Eylül 2019 tarihlerinde Almanya Neumünster’de düzenlenecek olan Nordbau 2019 Fuarı’nda ürünlerini sergileyecek.

Küresel iş makineleri sektörünün önde gelen firmalarından HİDROMEK, Eylül ayının ilk haftası Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen BICES Fuarı’na katıldıktan hemen sonra 11-15 Eylül tarihlerinde Almanya’da gerçekleşecek olan Nordbau Fuarı’nda yerini alacak. HİDROMEK fuarda yeni H4 Serisine ait HMK 145 LC SR kısa kuyruk paletli ekskavatörü, HMK 220 LC, HMK 300 NLC, HMK 390 NLC paletli ekskavatörleri ayrıca HMK 140 W lastikli ekskavatörü ve HMK 640 WL lastik tekerlekli yükleyici ürünlerini sergileyecek.

Nisan ayında Almanya’nın Münih kentinde gerçekleşen, sektörün en büyük fuarlarından olan Bauma 2019’a katılan ve yenilikçi iş makineleri ile büyük ilgi gören HİDROMEK, Bauma 2019’da ilk kez sergilediği, yüzde yüz elektrikli ekskavatörü HICON 7W ile de fuara damgasını vurmuştu. Gelişen bayi ağı ile Almanya iş makinesi sektörüne her geçen gün daha fazla hitap eden HİDROMEK, Eylül ayında gerçekleşecek olan Nordbau Fuarı’nda da yerini alacak. 15 ülkeden yaklaşık 900 katılımcının yer aldığı Nordbau Fuarı, Kuzey Avrupa’daki inşaat sektörünü bir araya getiren en büyük ve konsept bir fuar olarak dikkat çekiyor. Holstenhallen Exhibition Center’da gerçekleşecek olan fuarda HİDROMEK, açık alan N914 numaralı standında ürünlerini sektör ile buluşturacak.

Sektörde 40 yılı aşkın üretim tecrübesini tasarım ve AR-GE gücü ile birleştiren HİDROMEK’in bugün 100’ün üzerinde ülkede 45 binden fazla makinesi çalışıyor. Yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da satış sonrası hizmetlere büyük önem veren HİDROMEK, yurt dışında 100’den fazla servis noktası ile müşterilerine yedek parça ve servis hizmetini hızlı bir şekilde sunuyor. Ayrıca, HİDROMEK yurt dışındaki yetkili bayi yönetimi, satış ve satış sonrası hizmetlerini yürütmek üzere İspanya’da HİDROMEK WEST, Rusya’da HİDROMEK RUS ve Japonya’da HİDROMEK JAPON satış ve satış sonrası hizmetler merkezine sahip.

HİDROMEK’in fuarda sergileyeceği, ileri teknoloji ile üretilen ürünlerinin özellikleri ise şöyle:

DAHA HIZLI, DAHA ÜRETKEN VE DAHA VERİMLİ: YENİ H4 SERİSİ

Yüksek performans sunan HİDROMEK’in yeni H4 Serisi ekskavatörleri, seriliği ile ön plana çıkıyor. Geliştirilen hidrolik sistem tasarımı ile daha hızlı, daha üretken ve daha verimli şekilde üretilen H4 Serisi, daha az yakıtla daha fazla iş üretiyor. Bu sayede, HİDROMEK ekskavatörler artık her zamankinden daha fazla kazanç sağlıyor.

Tasarım sürecinde operatörün makineyi kolay kullanması amaçlanan H4 Serisi’nde, kapasitesi artırılan elektronik sistem ile makine durum tespiti ve ilave donanımların entegrasyonu kolaylaşıyor. ROPS & FOPS standardına sahip H4 kabinleri maksimum güvenlik ve dayanıklılık sunmak üzere tasarlanıp, üretiliyor. İş güvenliğine özel önem verilerek tasarlanan H4 Serisi, sağ ve arka kameralarda kör noktayı en aza indirerek mükemmel görünürlük sağlıyor. Ayrıca, LED farları ile gece görüş kapasitesini önemli ölçüde iyileştiriyor.

HMK 145 LC SR

Dinamik ve keskin çizgileri ile HİDROMEK’in tasarım dilini yansıtan HMK 145 LC SR kısa kuyruk paletli ekskavatör, güçlü ve dinamik bir tasarıma sahip. Şehir içi ve dar alanlarda hem güçlü hem de hassas çalışmak, tüm alanlarda ve koşullarda güvenliği artırmak için üretilen HMK 145 LC SR, iki parçalı bom tipi ve kompakt yapısıyla kısa bir dönüş yarıçapına sahip. Bu sayede,  inşaat, peyzaj, malzeme döşeme ve tesviye işleri için özellikle dar alanlarda tercih ediliyor. Kompakt yapısı ve güçlü şasisi ile maksimum performans sunan HMK 145 LC SR farklı ataşman seçenekleriyle kullanıcısına çok yönlü kullanım sağlıyor.

HMK 640 WL İLE KISA SÜREDE DAHA FAZLA YÜKLEME

26.3 ton çalışma ağırlığına, 4,2 m³ kova kapasitesine sahip HMK 640 WL, 324 HP güç ve 1600 Nm tork sağlayan Mercedes motoru ile çevrim sürelerini kısaltarak kullanıcısına düşük yakıt tüketimi ile kısa sürede yüksek yükleme olanağı sağlıyor. HMK 640 WL ağır hizmet tipi yükleyici ile yüksek koparma gücü ve mükemmel kontrol kabiliyeti elde ediliyor. Zorlu çalışma koşulları düşünülerek kullanılan aksı ve komponentleri ile uzun yıllar dayanıklılık ve verimlilik sunuyor. ROPS/ FOPS sertifikalarına sahip, ergonomik operatör kabini ile konfor ve yüksek güvenlik ön planda tutuluyor.  Ayrıca, 35 derece yana yatabilme özelliği ile servis kolaylığı da sağlayan HMK 640 WL lastik tekerlekli yükleyici, maden ve taş ocağı işletmelerinde, beton santralleri ve endüstriyel uygulamalarda sıklıkla faaliyet gösteriyor.

Haberin Devamı
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Yedi aylık çelik ihracatı 8,07 milyar dolara ulaştı

Yayın tarihi

-

 

 

Türk çelik sektörü 2014 yılının Ocak-Temmuz dönemini değerde 8,07 milyar dolar, miktarda ise 10,6 milyon ton ihracat ile tamamladı. Sektörün en önemli ihracat pazarlarından biri olan Ortadoğu’da yaşanan düşüşler, diğer bölgelere olan ihracatla telafi ediliyor. Çelik İhracatçıları Birliği verilerine göre yedi aylık dönemde; Türkiye’nin Ortadoğu Bölgesi’ne gerçekleştirdiği çelik ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 21,4 oranında gerilerken, AB ülkelerine yapılan ihracat yüzde 9,3 oranında arttı. Irak özelinde Ortadoğu’da yaşanan ihracat düşüşü ise çelik sektörüne yılsonu hedefinde yüzde 6 oranında bir revizyon getirdi.

 

Çelik İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 2014 yılı Ocak-Temmuz dönemi verilerine göre; Türkiye’nin çelik ihracatı değer bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 azalış ile 8,07 milyar dolar, miktar bazında ise yüzde 6,7 düşüş ile 10,6 milyon ton olarak gerçekleşti.

 

Çelik sektörünün ihracatına, diğer birliklerin faaliyet alanına giren demir çelik ürünleri de eklendiğinde Türkiye’nin yedi aydaki toplam çelik ihracatı; miktar bazında 11,1 milyon ton; değer bazında ise 9,5 milyar dolara ulaştı.

 

Yedi aylık dönem içerisinde bölgeler bazında miktarda en fazla ihracat geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 21,4’lük düşüşe rağmen 3 milyon 702 bin ton ile Ortadoğu’ya gerçekleştirildi. Bu bölgeyi sırasıyla 1 milyon 921 bin tonla AB, 1 milyon 296 bin tonla Kuzey Amerika ülkeleri ve 1 milyon 179 bin tonla Kuzey Afrika ülkeleri izledi.

 

Çelik sektörünün Ocak-Temmuz dönemi içerisinde en çok ihracat yaptığı üç ülke sıralaması yine değişmedi. Listede ilk sırayı 1 milyon 90 bin tonla Irak alırken, ikinci 1 milyon 20 bin tonla ABD ve üçüncü 794 bin tonla Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Bu dönemde en fazla miktar artışı yaşanan ülkeler ABD, İngiltere, İsrail, Fas ve Kanada olurken; en fazla azalış Suudi Arabistan, Irak, İtalya, Libya ve Umman’da gözlendi.

 

Yedi ay içerisinde en çok ihraç edilen ürünler sıralaması ise; 4 milyon 565 bin ton ile inşaat çeliği, 1 milyon 118 bin tonla boru, 1 milyon 91 bin tonla profil ve 996 bin tonla yassı sıcak olarak gerçekleşti.

 

Çelik İhracatçıları Birliği verilerine göre; 2014 yılı Temmuz ayı ihracatı geçen yılın aynı ayı ile kıyaslandığında değerde yüzde 2,9 azalış ile 1,06 milyar dolar, miktarda ise yüzde 2,3 azalış ile 1,38 milyon ton olarak gerçekleşti.

 

Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci çelik sektörünün yedi aylık ihracat verileri ile ilgili yaptığı değerlendirmede; “sektörümüz uluslararası piyasalarda yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen ihracatı ile ülke ekonomisine en önemli katkıyı sağlayan dördüncü güç olmaya devam ediyor. 2014 yılının yedi aylık dönemine baktığımızda ihracatımızın lider bölgesi Ortadoğu ve özellikle Irak’ta önemli kayıplar yaşadığımız görülüyor. Ancak kayıplarımızı telafi etmek üzere bu bölge özelinde çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Ayrıca Türk çelik sektörü adına umut verici bir gelişmeyi de Ocak-Temmuz aylarında Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdiğimiz ihracatın miktar bazında yüzde 9,3 oranındaki artış olarak belirtebilirim. Dolayısıyla önemli pazarlarımızda yaşadığımız düşüşleri diğer bölgelere yaptığımız ihracat ile dengelemeye çalışıyoruz” dedi.

 

Irak’ta beklentilerin üzerinde olumsuzluklar yaşandığına dikkat çeken Namık Ekinci, “Irak ihracatımızda özellikle Haziran ve Temmuz aylarında önemli oranda gerileme yaşadık. Ülkedeki olumsuzlukların yılsonuna kadar sürme ihtimalini ve sektörümüzün son dönemlerde önemli pazarlarımızda karşılaştığı antidamping ve koruma önemli soruşturmalarını da göz önüne alarak yılsonu hedefimizde revizyon yapma gereğini değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda 18,5 milyon tonluk ihracat hedefimizde yüzde 6 oranında bir sapma olacağını ve ihracatımızın 17,5 milyon ton olarak gerçekleşeceğini düşünüyoruz” diyerek sözlerini bitirdi.

 

Haberin Devamı

Haberler

Türk çelik çivi üreticileri ABD anti-damping davasından ‘çivi’ gibi çıktı

Yayın tarihi

-

ABD’de süregelen anti-damping ve telafi edici vergi soruşturmalarında iki önemli karar daha açıklandı. Çelik çivi üreticilerinin ABD’ye ihracatı kesintisiz sürecek ancak OCTG boru üreticileri ise nihai kararı Ağustos ayı sonuna kadar beklemek zorunda kalacak…

 

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) yerli üreticiler, 29 Mayıs 2014 tarihinde Hindistan, Güney Kore, Malezya, Umman, Çin Tayvanı, Vietnam ve Türkiye’den ithal edilen “çelik çivi” ürünlerine karşı anti-damping ve telafi edici vergi soruşturması açılması için başvuruda bulunmuştu. ABD Ticaret Bakanlığı Uluslararası Ticaret İdaresi (ITA) ise bu gerekçeyle damping ve sübvansiyonun mevcudiyetine yönelik incelemede bulunmak için 25 Haziran 2014 tarihinde soruşturma başlattığını bildirmişti.

 

Çelik İhracatçıları Birliği tarafından ülke savunması yapılan soruşturmaya ilişkin beklenen açıklama 11 Temmuz 2014 tarihinde ABD Ticaret Bakanlığı’ndan geldi. Karara göre ön belirleme sonucunda Türkiye ve Hindistan’ın soruşturma kapsamı dışında tutulduğu bildirildi. Böylece Türk “çelik çivi” ihracatçılarına ABD kapılarının kapanma tehlikesi de bertaraf oldu.

 

Türk çelikçilerini “çelik çivi” soruşturma sonucu sevindirirken; OCTG boruları soruşturma kararı ise üzdü…  

 

Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Öncelikle ABD Ticaret Bakanlığını, çivi ihracatımız için verdiği adil ve tarafsız karar için kutluyorum. Bu sayede “çelik çivi” ihracatımız ABD pazarına kesintisiz olarak devam edecektir.  Bildiğiniz üzere ABD’li yerli üreticilerin şikâyetleri üzerine ülkemiz çelik ürünlerine yönelik açılan başka davalarda var. Örneğin OCTG borularına yönelik hem anti-damping hem de bir telafi edici vergi soruşturması yürütülmektedir” dedi.

 

OCTG borularına yönelik açılmış olan telafi edici vergi soruşturması sonucunun da 11 Temmuz 2014 tarihinde açıklandığını vurgulayan Ekinci, “ABD’li senatörlerin ilgili bakanlıklarına ithalata vergi getirilmesine dair yaptıkları baskı neticesinde ne yazık ki sonuç beklediğimiz gibi çıkmadı. Türk çelik boru üreticilerinden Borusan’ın Erdemir’den aldığı coil/rulo fiyatının piyasa fiyatlarından düşük olması ve Erdemir’in devlet kontrolünde olduğuna hükmedilmesi sonucu, Borusan yüzde 15,89, Tosçelik yüzde 2,53 ve diğer Türk firmaları ise yüzde 9,21 oranında vergiye tabi oldular. Verilen bu ara kararın yanlış mesnete dayandırılarak verginin haksız yere verildiği kanaati hakim olmuştur. Erdemir, Türkiye’nin en büyük çelik şirketinin olmasının yanı sıra dünya çapında da tanınan bir şirkettir. Yaklaşık 10 yılı aşkın süre önce özelleştirilmiş ve devletle hiçbir bağı bulunmamaktadır. ABD Ticaret Bakanlığının buna rağmen böyle bir karara varması bizi hem şaşırtmış hem de üzmüştür” diye belirtti.

 

Namık Ekinci, “söz konusu soruşturmanın  anti-damping kısmı henüz tamamlanmamış olup 15 Temmuz 2014 tarihinde Washington’da konuya ilişkin bir dinleme toplantısı gerçekleştirilecektir. Bu toplantı sonrası davanın zarar aşamasına bakan Uluslararası Ticaret Komisyonu’nun (ITC) nihai kararını Ağustos sonunda açıklanması bekleniyor. Anti-damping davasının diğer bir ayağı olan ABD Ticaret Bakanlığı Uluslararası Ticaret İdaresi (ITA) ise vergi oranlarını 14 Temmuz 2014 tarihinde açıkladı. İhracatçı firmalarımızdan depozito olarak alınacak vergiler, Ağustos ayında karar lehimize çıktığı takdirde kendilerine iade edilecek. Bu durumda; Yücel ve Borusan dışındaki firmalarımız 27 Kasım 2013 tarihinden itibaren yüzde 35,86 vergiye tabi olacak. Yücel Boru 25 Şubat 2014’te hesaplanan marjlar doğrultunda önleme tabi olmaya devam edecek, Borusan’a ise bu davada herhangi bir önlem uygulanmayacak(de minimis). Temennimiz, ABD Ticaret Bakanlığının “çelik çivi” soruşturmasında olduğu gibi OCTG boruları için de ABD’li senatörlerce yapılan baskıya rağmen “adil ve tarafsız” karar vermesi ve süreç içinde depozito olarak alınan vergilerin ihracatçılarımıza iade edilmesi yönündedir” diyerek sözlerini bitirdi.

 

Haberin Devamı

Etkinlikler & Fuarlar

AKÇANSA’dan gelecek nesiller için önemli adım

Yayın tarihi

-

 

 

 

Türkiye’nin lider yapı malzemeleri şirketi olan AKÇANSA’nın Genel Müdürü Hakan Gürdal, bugünü ve yarınları düşünerek adım attıklarını belirterek,  “5 yıl önce yüzde 2 olan alternatif yakıt kullanım oranımızı 2020 yılına kadar yüzde 30’a çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.

 

Bugün İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başlayan İstanbul Karbon Zirvesi’nin sponsorlarından biri olan AKÇANSA, gelecek nesilleri de düşünerek çevre dostu adımlar atıyor.

Türkiye’nin lider yapı malzemeleri şirketi olan AKÇANSA’nın Genel Müdürü Hakan Gürdal,  gelecek nesiller için küresel bir tehdit haline gelen ve dünya genelinde tüm ülkelerin gündeminde bulunan karbon sorununun ele alınacağı zirveyle ilgili, ”Karbon salımı ile ilgili farkındalığın artması ve alınacak kararların hem Türkiye hem de dünya genelinde son derece önemli sonuçları doğuracağı şüphesiz. Biz de AKÇANSA olarak İstanbul Karbon Zirvesi’nin sponsorlarından biri olmaktan son derece mutluyuz” dedi.

AKÇANSA Genel Müdürü Hakan Gürdal, bugünü olduğu kadar yarını da düşünerek adım attıklarını vurgulayarak, “Yarım asra yakın bir süredir Türk çimento sektörüne yön veren bir şirket olarak yeni yatırımlarımızı enerji ve sürdürülebilir çevre alanına yönlendiriyoruz. Bu doğrultuda tüm paydaşları ve dünya için olumlu sonuçlar doğuracak yenilenebilir enerji kaynakları, atık yönetimi uygulamalarıyla verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı çalışıyoruz” dedi.

İklim değişikliği ve etkileri konusunda kamuoyu bilincinin arttığını belirten Gürdal, karbon yönetimi, emisyon ticareti ve temiz teknolojilerin geliştirilmesine yönelik yapılan çalışmalarla sera gazını önlemede ciddi stratejiler geliştirildiğini, AKÇANSA olarak birçok projeyi desteklediklerini kaydetti.

Fabrikalarındaki atık kullanımıyla son 5 yılda karbon emisyonu anlamında önemli tasarruflar gerçekleştirdiklerini vurgulayan Hakan Gürdal, “5 yıl önce yüzde 2 olan alternatif yakıt kullanım oranımızı 2020 yılına kadar yüzde 30’a çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.

“Üretim tesislerimizde alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, çevre koruma konusundaki hassasiyet, iş güvenliği ve çalışma etiği gibi büyük önem taşıyan süreçlerde çok yüksek standartlar uyguluyoruz” diyen Hakan Gürdal, özellikle atık yönetimi konusunda gönüllü elçililik yaptıklarını ve bu anlamda sektörün öncüsü olarak bayrağı taşıdıklarının altını çizdi.

 

-“60,000 ton CO2 tasarrufu sağlamış olduk”

 

2011 yılında Çanakkale’de faaliyete geçen Türkiye’nin ilk Atık Isı Geri Kazanım Tesisi’ni kurduklarını belirten Gürdal, Atık Isı Geri Kazanımı tesisleriyle çimento üretim teknolojisinde fabrikalarının yüzde 30 enerji ihtiyacını karşıladıklarını belirterek, “105 milyon kwh kapasiteye sahip tesisimizle Çanakkale ilinin tüm evsel elektrik ihtiyacını karşılıyoruz. Karbon emisyonu olarak da 60,000 ton CO2 tasarrufu sağlamış olduk” dedi.

Geçen yıl Çanakkale Fabrikasında Alternatif Yakıt Besleme tesisini tamamladıklarını dile getiren Hakan Gürdal, bu tesisin Mart 2013’den itibaren Türkiye’de lastiğin parçalanıp yakılabildiği ilk ve tek tesis olduğunu kaydetti.

Gerçekleştirdikleri ‘CO2 Tek Karbon Çift Oksijen Projesi’yle Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği tarafından Sürdürülebilir Atık Yönetimi ve İletişimi alanında ödüle layık görüldüklerini belirten Hakan Gürdal, kuruldukları günden beri çevresel ve sosyal alanlarda sektöre öncülük ettiklerinin altını çizerek, sektörün ilk Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladıklarını belirtti.

Bu sene biyolojik çeşitliliğinin artırılması ve geliştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla Biyoçeşitlilik Günü düzenlediklerini dile getiren Gürdal, üniversite öğrencileri arasında da “Biyolojik çeşitliliği artır, doğal hayata değer kat’ konulu Biyoçeşitlilik Proje Yarışması düzenlediklerini belirtti.

AKÇANSA olarak sorun değil çözüm odaklı çalıştıklarını dile getiren Hakan Gürdal, biyoçeşitliliğin bozulmasına engel olmak ve rezervi biten alanları hızla rehabilite etmenin öncelikli hedefleri olduğunu belirtti.

 

-İstanbul Karbon Zirvesi-

 

İTÜ başta olmak üzere İstanbul Sanayi Odası, EÜAŞ, TÜBİTAK MAM, Marmara Belediyeler Birliği, ODTÜ Petrol Araştırma Merkezi, Enerji Verimliliği Derneği, Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi, Enerji Ekonomisi Derneği, Lisanssız Elektrik Üreticileri Derneği, Enerji ve İklim Değişikliği Vakfı, Enerji Ticareti Derneği, Nükleer Mühendisler Derneği, Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği, Petrol Sanayi Derneği, Hazır Beton Birliği, Plastik Sanayicileri Derneği gibi derneklerin de aktif olarak yer alacağı İstanbul Karbon Zirvesi’ne oldukça yüksek bir katılım bekleniyor.

Avrupa Komisyonu ile Avustralya Büyükelçiliği Ticaret Komisyonu gibi paydaşların bulunduğu zirveye, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Ekonomi, Çevre ve Şehircilik, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Orman ve Su işleri Bakanlıkları’nın yanı sıra EPDK ve SPK destek veriyor.

 

 

Haberin Devamı

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com