Connect with us

Haberler

Daha iyi kentsel dönüşüm için 8 öneri

Yayın tarihi

-

 

Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu Başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören; kentsel dönüşümün 2013 yılı uygulanmasını olumlu ve verimli bulmakla beraber, yasal düzenlemelerde bazı değişiklikler yapılması gerektiğini söyledi.

Gursel.Ongoren

Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu Başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören;

Prof. Dr. Gürsel Öngören yaptığı açıklamada 2013 yılı kentsel dönüşüm rakamlarını şöyle özetledi: “Kentsel dönüşüm hedeflerinde Türkiye’deki 6 milyon binanın 2 milyonunun acilen yenilenmesi var. Konut hesabıyla 19 milyon 500 bin konutun 6 milyon 500 bini on beş yıllık bir süreçte yenilenecektir.

Kentsel Dönüşüm Yasası olarak bilinen 6306 sayılı Kanun 2012 yılında kabul edilmekle birlikte uygulama yönetmeliğinin yılsonunda çıkması sonucu; aslında “kentsel dönüşüm” 2013 yılından itibaren uygulanmaya başlandı.

İstanbul açısından baktığımızda ise 1 milyon 500 bin binanın 1/3’ü yenilenecek. Esenler, Gaziosmanpaşa, Zeytinburnu, Pendik, Bağcılar, Kartal, Küçükçekmece, Sarıyer, Bayrampaşa, Güngören, Sultangazi, Tuzla, Kadıköy (Fikirtepe), Beşiktaş ve Üsküdar’da 25 yerde riskli alan ilan edildi. İstanbul’da 10.400.000 m2 riskli alan var.

İstanbul’da ilan edilen riskli alanlarda 25 bin bina ve 85 bin konut ve işyeri var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının İstanbul İl müdürlüğünde riskli alan dışında da vatandaş arzusu ile şu ana kadar 6500 adet bina riskli yapı tespit edildi. Yani İstanbul’da yaklaşık 32 bin bina kentsel dönüşüm kapsamında. Bu rakamlar bakanlığın 200 bin konutluk ilk hedeflere yaklaştığını gösteriyor.”

Profesör Gürsel Öngören; kentsel dönüşümü acımasızca eleştirmek için çok erken olduğunu, kentsel dönüşümün yerine koyacak B planının olmadığını, kazanımların eksiklerin çok üzerinde olduğunu belirtti.

Gürsel Öngören sözlerini şöyle sürdürdü: “2013 yılını değerlendirdiğimizde elde edilen kazanımlar büyük. Ancak bazı sorunlar ve eksiklikler ile de karşı karşıyayız. Daha kentsel dönüşümün yüzde beşindeyiz. Bu yüzden kısa süre içinde hem 6306 sayılı kanunda ve hem de uygulama yönetmeliğinde halkımızı rahatlatacak ve çarpık kentleşmeyi de önleyecek bazı acil değişikliklerin yapılmasını bekliyoruz”.

Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu;  kentsel dönüşüm uygulamalarında ortaya çıkan eksiklikleri ve değişiklik önerilerini şu şekilde sıraladı:

1) Kamuoyunda en çok rahatsızlık yaratan, apartman ve sitelerde  2/3 çoğunluk dışında herhangi bir konuya karşı çıkan 1/3 azınlığın dairelerinin; komşuları tarafından sattırılması korkusu ve baskısı. Azınlık 1/3’ün hissesi satılmadan onların yeni binada kalmasını sağlamamız gerekiyor. 6306 sayılı Kanunda bulunan, mülkiyet hakkının aşırı sınırlanması ve hak aramanın engellenmesi konusundaki anayasal sorunlar çözülmelidir.

2) Apartmanlarda inşaat şirketi ile anlaşma koşulları oluşturulmadan risk raporu alınıyor. Bu acele, “binamız yıkılıyor, bir an önce anlaşalım” baskısı sonucu, kat maliklerinin kötü koşullarla anlaşma yapmalarına yol açıyor. Kat malikleri açısından anlaşma netleşmeden risk raporu için başvuru yapılmamalı. Bakanlık inşaat şirketleriyle anlaşmak isteyenlere yıkım öncesi üçer aylık bir-iki kere süre verebilir.

3) İnşaat şirketleri kentsel dönüşümde ciddi bir öz sermaye kullanıyorlar. İnşaat şirketlerinin proje kredilerinde faiz indirimi yoluyla teşvik getirilmesi faydalı olacaktır.

4) Riskli binayı, yerinde yıkarak, yeniden depreme dayanıklı apartmanı yapmak, can güvenliği sorununu çözüyor ama çarpık kentleşme, betonlaşma sürüyor. Yeşil alan, okul, spor salonu, kültür merkezi eksikliği sorunu devam ediyor. Parsel ve ada bazında arazileri birleştirerek, yeni donatı alanı elde etmek için Devlet tarafından imar artışı teşviği verilmesi gerekiyor.

5) Riskli alanlarda bazı belediyeler, 18-20 katlı binalara bölge halkını toplayıp, çevreye hiçbir ek sosyal donatı alanı katkısı yapmadan, 300 haneyi boşaltıp, o yere altı yüz daire koyuyorlar. Üç yüz daireyi mülk sahiplerine verip, kalan üç yüz daireyi belediye ve inşaat şirketi arasında paylaşıp, para kazanmaya çalışıyorlar. Kentsel dönüşümde belediyeler rantı unutmalı, hizmeti düşünmelidirler. Riskli alanları düzenleyen bir yol haritası ve ayrı bir yönetmelik yapılmasında fayda görüyoruz.

6) Belediyelerin riskli alanlarda, yeni yerleşimler için yaptıkları imar planları ve kentsel tasarımlar çoğunlukla niteliksiz ve çağdışı. Belediyeler riskli alanlarda sıradan kişilere şehir planları ve kentsel tasarım çizdiriyorlar. Halbuki kentsel dönüşüm bir kez ele geçen bir fırsat ve elli yıl kullanacağımız mahalleler, semtler tasarlamalıyız. Belediyelerin riskli alanlarda marka değeri olan mimarlara ve şehir plancılarına mahalle ve semt projeleri, kentsel tasarım projeleri çizdirmeleri gerekiyor. Bakanlık tüm riskli alanlarda çizilen belediye projelerini denetlemeli ve Bakanlığa onaylatmadan belediyeler projeye başlamamalı.

7) Yapılan kentsel tasarım ve imar planları sadece bir mahalleyi hedef alıyor. Halbuki imar planlarının ilçe ve il bazında bütüncül olması gerekli. Bu koordinasyonu Bakanlık üstlenmelidir. Hatta yeni İmar Kanunu tasarısına Belediyelerin imar planlarını Bakanlığın durdurma ve değiştirme yetkisi konulmalıdır.

8) Yeni binalar deprem için güvenli olmakla birlikte enerji verimliliği ve çevre koruma için yeterli değil. Yeşil binalar kentsel dönüşümün maliyetini uzun vadede %20 düşürebilir. Yeşil ve akıllı binalara özel olarak teşvik verilmelidir.

Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu Başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören sözlerini şu şekilde tamamladı: “Sonuç olarak 2013 yılına baktığımızda halkımız kentsel dönüşümü anladı, fayda sağlayanlar çoğunlukta, ama canı yananlar da olduğundan; yeni yılda 6306 sayılı Kanun ve Yönetmeliğinde bazı değişikliklerin yapılmasını gerekli görüyoruz.

Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu:

Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu; kentsel dönüşüm uygulamalarında ortaya çıkabilecek hukuki sorunları önlemek, yasal altyapıyı yönlendirmek ve idare mahkemelerinde görülecek olan kentsel dönüşüm davalarında kullanılacak akademik görüşleri oluşturmak amacıyla İdari Yargı konusunda uzman hukukçu ve öğretim üyeleri tarafından kurulmuştur.

Haberin Devamı
Advertisement
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Türk Prysmian Kablo, sürdürülebilir bir gelecek için dünyayı teknoloji ile birbirine bağlayacak

Yayın tarihi

-

Yazar:

Enerji ve telekomünikasyon kabloları sektörünün dünya çapında lideri Prysmian Group’un Türkiye operasyonu Türk Prysmian Kablo, gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle sürdürülebilir kalkınmayı hedefliyor. Bu zamana kadar birçok projeye adını yazdıran Şirket, 2021 yılında da sürdürülebilirlik performansını tüm değer zinciri boyunca devam ettirecek proje ve yatırımlara imza atmayı amaçlıyor.

Mevcut üretim ve tüketim dinamiklerinin sınırlı kaynaklar karşısında denge oluşturmasını esas alan sürdürülebilirlik, değişen tüketici davranışları karşısında şirketlerin de dönüşümünü hızlandırıyor. İş dünyasının bu değişim rüzgarına entegre olmasının bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyleyen Türk Prysmian Kablo CEO’su Cinzia Farisè, şirket olarak 2021 yılında, belirledikleri hedefler doğrultusunda sürdürülebilirlik çalışmalarına ağırlık vereceklerini belirtti.

“Şirketler sadece ortaklarına değil topluma karşı da sorumludur”

Sürdürülebilirliğin şirketleri ve iş yapış modellerini yeniden şekillendirdiğini ifade eden Türk Prysmian Kablo CEO’su Cinzia Farisè; “Sistemler değişiyor, kurallar yeniden yazılıyor. Eski düzene baktığımızda şirketlerin birincil gayesinin kar elde etmek olduğunu görüyoruz. Bugün ise kar elde etme mekanizması toplumsal çıkarlar ile paralel ilerliyor. Şirketler sürdürülebilirlik politikaları gereği ekonomik olarak büyürken, topluma sağladıkları katma değer ile farklı bir noktada konumlanmayı başarıyor. Biz Prysmian Group çatısı altında attığımız her adımda sürdürülebilirliği temel argümanımız olarak kabul ediyor, sorumluluğumuzun sadece şirket ortaklarına değil, toplumsal ortaklarımıza karşı olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. Ekonomik açıdan büyüme hedeflerinin yanı sıra sosyal ve çevre konularının da şirket konularına dahil edildiği bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. 2021 yılı için de en büyük hedefimiz sürdürülebilir bir gelecek için dünyayı birbirine teknoloji ile bağlamak” dedi.

Üretim Akademisi ve Online Kablo Eğitimi ile sektöre nitelikli iş gücü kazandırıldı

Sürdürülebilirliğin temelinde toplum yararını korumak ve kendi çıkarlarını toplumun çıkarları üstünde görmemek olduğunun altını çizen Cinzia Farisè; “Biz sürdürülebilirliğin omurgasını oluşturan toplumsal fayda kriterini şirket olarak bir sosyal sorumluluk bilinciyle yorumluyor, bu konuda hayata geçirdiğimiz projelerle daha iyi bir dünya ve gelecek için çalışıyoruz. 2020 yılı bu anlamda bizim için çok verimli geçti. Bursa Mudanya’da bulunan fabrikamızda  gelecekteki üretim müdürlerinin ve fabrika direktörlerinin yetiştirilmesi amacı ile kurulan ve Grubumuz içerisindeki akademiler arasında 4 Mükemmeliyet Merkezi’nden biri olan Üretim Akademisi’nde bugüne dek 32 ülkeden 400’den fazla kişiye eğitim verdik. Bunun yanı sıra Türkiye’de bir ilk olan online kablo eğitimi ile binlerce kişinin yararlanabileceği dijital bir platform kurduk. Öğrencilerin ve akademisyenlerin yanı sıra, elektrik alanında çalışan mühendisler ve teknisyenler gibi sektör profesyonellerinin de ücretsiz yararlanabildiği online eğitim özellikle de pandemi sürecinde sektörün mesleki gelişimine katkı sağladı” dedi.

Gönüllülük esasına dayanan projelerle daha çok insana dokunacağız

Prysmian Group’un global vizyonu doğrultusunda sürdürülebilirliğin en hassasiyetle yaklaştıkları konuların başında geldiğine dikkat çeken Cinzia Farisè; “Sosyal sorumluluk kapsamında, son 3 yıldır imzamızı taşıyan ve artık gelenekselleşen bir projemiz var, ‘Mutluluk Kumbarası. Gönüllülük esasına dayanan ve çalışanlarımızın desteğiyle sürdürdüğümüz bu proje ile bu sene başında Şanlıurfa Viranşehir’de 168 çocuğumuzun kışlık ihtiyaçlarını karşılarken eğitim için gerekli malzemeleri de sağladık. Bizim için bir çocuğun yüzündeki gülümsemenin sebebi olabilmek birçok şeyden çok daha değerli. Bu projeye 2021 yılında ve sonrasında da devam etmeyi ve daha çok çocuğun hayatına dokunabilmeyi hedefliyoruz. Gönüllülük esasına dayanarak gerçekleştirdiğimiz bir diğer projemiz hayati önem taşıyan ve her vatandaşın farkındalık kazanması gerektiğini düşündüğümüz bir konu olan kan bağışı. Türk Kızılay iş birliğinde gerçekleşen bu projede 63 gönüllü çalışanımız kan ihtiyacı olan binlerce kişiye umut olmak hedefiyle kan bağışında bulundu. Aynı zamanda 187,5 saatlik çalışma kapsamında yangın sebebiyle zarar gören Mudanya’da fidan dikme etkinliği gerçekleştirdik. Kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’nın (KAÇUV) İstanbul Pendik’te inşa ettiği ve açılışını yaptığı 2. Aile Evi’ne kablolarımızla hayat verdik. Aynı şekilde sürdürülebilirlik temeline dayanarak “Denize en çok mavi yakışır” mottosuyla Bursa Mudanya’daki fabrikalarının önündeki sahili temizledik. 2 saatte sahilden 320 kg çöp topladık. Biz Türk Prysmian Kablo olarak aynı hassasiyetle hareket etmeyi, kurumsal sosyal sorumluluk projelerimiz ile her alanda var olmayı 2021 yılında da sürdüreceğiz” dedi.

Haberin Devamı

Haberler

Kablo sektörünün lideri en güçlü 50 kadın CEO arasında

Yayın tarihi

-

Yazar:

Ekonomist ve Capital dergilerinin “Türkiye’nin En Güçlü 50 Kadın CEO’su” araştırması sonuçlandı. Kadın üst düzey yöneticilerin temsil ettikleri şirketlerin cirosuna göre sıralandığı listede, Türk kablo sektörünün öncü firması Türk Prysmian Kablo’nun CEO’su Cinzia Farisè de yer alarak, Türkiye’nin en güçlü kadın CEO’larından biri oldu.

 Türk Prysmian Kablo, sektöründe ilklere imza atmaya devam ediyor. Şirketin geçtiğimiz yıl görevi devralan CEO’su Cinzia Farisè, Türkiye’nin en güçlü 50 kadın CEO’su arasına girerek büyük bir başarıya imza attı. Ulusal ve çok uluslu şirketlerde uzun bir kariyere sahip olan, hem hizmet hem endüstriyel üretim alanlarında, özel sektörde ve kamuda yönetici ve icracı olmayan yönetici olarak çalışan, birçok firmanın yönetim kurulunda görev yapan Cinzia Farisè, kablo sektöründe ve Prysmian Group bünyesinde 10 yıl boyunca deneyim kazandıktan ve giderek artan sorumluluklar üstlendikten sonra, geçtiğimiz yıl Türk Prysmian Kablo’nun CEO’su olarak Türkiye’de göreve başladı.

Mudanya’da 500’ü aşan çalışanıyla yenilikçi kablo çözümleri ve sistemleri geliştiren Türk Prysmian Kablo, Cinzia Farisè’nin liderliğinde 2019 yılını yaklaşık 1,5 milyar TL ciroyla kapadı.

İnovasyon ve sürdürülebilirlikle büyüyor

Türk Prysmian Kablo’yu kablo sektörüne liderlik eden büyük bir aile olarak tanımlayan ve  ilk hedeflerinin, her gün kriz, kur dalgalanması veya Covid-19, sorun ne olursa olsun en iyisini bekleyen yüzlerce müşteriyi memnun etmek olduğunun bilincinde çalışmalarını sürdürdüklerinin altını çizen Cinzia Farisè, sözlerine şöyle devam etti: “Bu ödülün arkasında, daima ileriye bakan, kendine hedefler koyan, inovasyonla sürdürülebilir uzun vadeli büyümeyi bir araya getiren Türk Prysmian Kablo ailesinin işine olan bağlılığı ve tutkusu var. ‘Türkiye’yi Yarınlara Bağlıyoruz’ misyonumuzdan aldığımız güçle, Türkiye’nin en prestijli projelerinin çözüm ortağı olarak, Türkiye’nin sanayileşmesine ve ekonomisine katkılarımızı sunduk ve sunmaya devam ediyoruz. Ve bugün, ekonomik, sosyal ve çevresel sorumluluğu faaliyetimizin tüm yönlerine entegre etmek amacıyla, iş modelimizi güçlendiriyor ve toplum için fayda sağlamak üzere, Şirketimiz için kar sağlıyoruz.”

Mudanya’dan dünyaya

Teknoloji ve üretim kapasitesini artırmak için, 1964 yılından bugüne dek birçok yatırım yapan Türk Prysmian Kablo, Mudanya’daki fabrikasında 22 bin farklı kablo üretebiliyor. 220 kV’a kadar tüm enerji kabloları, 3 bin 600 çifte kadar bakır iletkenli haberleşme kabloları, fiber optik kablolar, endüstriyel uygulamalarda kullanılan özel kablolar da Türk Prysmian Kablo’nun imzasını taşıyor. Şirket, her sektörde büyük proje ve yatırımların güvenilir çözüm ortağı olarak katkı sağlamaya devam ediyor.

Haberin Devamı

Haberler

Akıllı sel bariyerleri, sel baskınlarının önüne geçecek

Yayın tarihi

-

Yazar:

Küresel ısınma ve buna bağlı olarak değişen iklim koşullarıyla ülkemizde son yıllarda sıkça sel felaketi yaşanıyor. Kırsal alanların yanı sıra şehir merkezlerini de etkileyen sel felaketlerine yine teknoloji çözüm sunuyor. Türkiye’nin bariyer markası Arma Kontrol’ün geliştirdiği, yağmur ve su sensörleriyle desteklediği Sel Bariyerleri, yağmur anında otomatik olarak devreye girerek, can kayıplarının ve maddi kayıpların önüne geçilmesini sağlayacak.

Tamamı Türk mühendislerden oluşan Ar-Ge ekibiyle yüksek güvenlik ürünleri sunan Arma Kontrol, son yıllarda değişen iklim koşullarına bağlı olarak ülkemizde de sıkça yaşanan sel baskınlarını, akıllı sel bariyeri çözümleriyle bir felakete dönüşmeden engelleyecek.

Yağmur sensörü, su seziciler, loop dedektörü gibi teknolojilerle güvenlik seviyesi artırılan ve yağmur anında otomatik olarak çalışan sel bariyerleri, farklı yükseklik ve uzunluk alternatifleriyle fabrikalardan üretim tesislerine, apartmanlardan sitelere kadar istenilen her alana uygulanabiliyor. Sağladığı yüksek mukavemetle, toprak kayması ve erozyon gibi doğal felaketlere karşı kalkan görevi de gören sel bariyeri, riskli kamu alanlarında emniyet ve savunma duvarı olarak da görev alabiliyor.

“Kayıpları en aza indirmeyi amaçlıyoruz”

Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Arma Kontrol Kurucusu ve Genel Müdürü Koray Kartal, “Arma Kontrol olarak her zaman insanlar ve ülkemiz için çalışıyor, onlar için üretiyoruz. Son yıllarda ülkemizde sıkça sel felaketi yaşıyoruz ve birçok canımızı bu felaketlerde yitiriyoruz. Can kayıplarının yanı sıra milyarlarca liralık milli servetimizin de yok oluşunu izliyoruz. Arma Kontrol olarak bu felaketlerin ve kayıpların önüne geçebilmek için sel bariyerleri çözümleri geliştirdik. Bariyerlerimiz ile yaşanan sel felaketlerindeki kayıpları en aza indirmeyi amaçlıyoruz. Bu zamana kadar fabrika, depolar ve özel mülkler gibi birçok yerde sel bariyerlerimizin etkinliğini kanıtladık” dedi.

2 metreden 6 metreye kadar seçenek sunuyor

50 cm’den 130 cm’ye kadar değişen yükseklikte, 2 metreden 6 metreye kadar değişen uzunlukta üretilebilen sel bariyerleri, hidrolik ve pnömatik sistemde çalışıyor. Akü desteğiyle olası elektrik kesintilerinde de çalışabilen bariyerin güneş enerjisi desteği de bulunuyor. 4 ila 6 saniye gibi kısa sürede otomatik olarak açılıp kapanabilen bariyer, -25 ila 50 derece arasında sorunsuzca görevini yerine getiriyor. Bariyer GSM, Plaka Tanıma Sistemi, OGS-HGS, Kart Okuyucular gibi her türlü Access Kontrol Sistemi ile entegre olabiliyor.

Haberin Devamı
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com