Connect with us

Haberler

COVID-19 sonrası KOBİ’lerin ve istihdamın korunması

Yayın tarihi

-

COVID-19 olarak isimlendirilen bir virüsün birkaç ay içerisinde küresel bir pandemiye dönüştüğü günlerden geçiyoruz. 25 Nisan itibariyle küresel olarak hastalığa yakalanan insan sayısı 3 milyona doğru giderken ekonomik olarak da sorunlar artan bir hızda büyümeye devam ediyor. Ocak-Mart aylarında Çin ekonomisinin neredeyse durma noktasına gelmesi arz zincirinin bozulmasına yol açmış ve diğer ekonomilerde yavaşlamaya sebep olmuştu. Ortaya konan ilk analizlerde bu salgının küresel ekonomide yarım puanlık (% 0,5) bir düşüşe neden olacağı öngörülmekteydi. Ancak salgının Çin’in sınırlarını aşması ve hatta bugün 1 milyona dayanan hasta sayısıyla yeni salgın merkezinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ye dönüşmesi ekonomik sorunların daha da büyümesine ve öngörülerin de kötüleşmesine yol açtı. OECD veya diğer uluslararası finansal kuruluşların son dönemde yaptıkları tahminlerde küresel çıktının ilk çeyrekte %7-8 oranında düşeceği yılsonunda ise içerisinden geçtiğimiz izolasyonun süresine göre %2 ila %4 arasında bir daralmanın ekonomileri beklediği öngörülmektedir.

Makro düzeyde yaşanan bu kriz kuşkusuz ilk olarak turizm ve havacılık sektörünü vurmuş durumda. Birçok ülkede uygulanan uçuş yasakları nedeniyle kargo uçakları haricinde neredeyse tüm havacılık sektöründe faaliyetler askıya alındı. Hava trafiğinin durmuş olması havacılık ve turizm sektöründe önümüzdeki günlerde ciddi iflaslar ve işte çıkarmalarla sonuçlanacağını öngörmek zor değil. Ülkeler arası ticari faaliyetlerin azalması, üretimin olmaması ya da talep yetersizliği nedeniyle birçok sektörde ciddi gelir kayıplarına yol açmaktadır. DTÖ ekonomistleri 2020’de küresel ticaretin büyümesi için tahminlerini keskin bir şekilde düşürdüler. Nisan ayı başında 2020 yılında öngörülen artış %3’ten %2,7’ye düşürüldü. DTÖ aşağı yönlü risklerin yüksek olduğunu ve 2020’ye dair bu güncel projeksiyonunun daha normal ticari ilişkilere geri dönüşe bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

Otomotiv ve tekstil sektörü de bu bağlamda örnek olarak verilebilir. 2020 krizi iktisat tarihinde, arz ve talep krizinin eş anlı olarak ekonomileri nasıl vurduğu ve bu sırada uygulanan politika başarıları ve yanlışlarıyla anılacak. İktisadi krizlerin doğasında ortaya çıkan talep yanlı veya arz yanlı olması farklı politika teorilerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Ancak 2020 krizi küresel durgunluğun yaşandığı bir dönemde hem arz hem de talep tarafında kesintilere yol açarak piyasaları derinden sarsmıştır. Öyle ki petrol fiyatlarında talebin düşmesi nedeniyle yaşanan fiyat düşüşü, Suudi Arabistan’ın üretimi artırma kararıyla daha da hızlanmıştır. Bu raporun kaleme alındığı günlerde OPEC+ ülkeleri üretimde azalmaya gitse de fiyatlardaki aşağı yönlü talep baskısı devam edecektir. Petrol üreten ülkelerin mali yapısındaki bozulmalar ve bu sektörde çalışanların işten çıkarılma riski ekonomik krizin kötüleşmesine yol açacaktır.

Makroekonomik anlamda özellikle gelişmekte olan ülkeler için önemli bir risk de finansal sektörde yaşanan güven kaybıdır. Özel ve kamu kesiminde borçluluk oranları yüksek olan gelişmekte olan ülkelerde şirket iflasları ve borçların geri ödenememe riskleri ciddi güven kayıplarına yol açmaktadır. Ayrıca, krizin derinleşeceği beklentisi borsalarda önemli kayıplara sebep olmakta ve yatırımcıların likit iştahını kabartmaktadır. Mart ayında gelişmekte olan piyasalardan 83.3 milyar dolar sermaye çıkışı yaşanması bunun önemli bir göstergesidir. Benzer şekilde TC Merkez Bankasındaki yabancı para rezervleri Şubat ayında brüt 77.5 milyar dolar iken Nisan başında açıklanan verilere göre 58.2 milyar dolara gerilemiştir. Borç ödemeleri gibi döviz çıkışları devam etmesine rağmen, başta turizm olmak üzere dış gelirlerde yaşanan düşme ve bunun da ötesinde hızlı sermaye çıkışları nedeniyle döviz rezervleri kısa bir sürede azalmıştır.

Ekonomik faaliyetlerde ortaya çıkan bu sert duruş nedeniyle birçok hükümet art arda büyük miktarlarda teşvik paketleri açıkladılar. Örneğin, ABD toplam milli gelirinin yüzde 10’u, Almanya ve İngiltere ise yüzde 5’ine denk gelen büyüklüklerde teşvik uygulamalarıyla ekonomik durgunluğunun önüne geçmeye çalışıyorlar. Diğer taraftan FED ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) piyasadan tahvil alımları yaparak 2 trilyon dolar ve 750 milyar Euro nakit parayı piyasaya süreceklerini ilan ettiler. Aynı şekilde IMF, üye ülkelere bu süreçte daha önce uyguladığı politika reformlarına dayalı kredi verme uygulamasından farklı olarak daha doğrudan kredi imkanı sağlayacağını ilan etti.

Ülkemizde de Cumhurbaşkanlığı tarafından kademeli olarak ilan edilen desteklerle özellikle firmaların nakit akışları, istihdamda süreklilik ve sosyal desteklerin öne çıktığı görülmektedir. Krizin kendine has doğası uzun bir süredir görmediğimiz düzeyde devletlerin hem mali hem de parasal olarak piyasalara müdahalesi ve nakit akışı sağlamalarına neden olmaktadır. Mikro düzeyde krizin gidişatına baktığımızda ise hanehalkı açısından özellikle düşük gelirli çalışanların risk altında olduğunu, firmalar açısından ise sektörlere bağlı olarak etkilerin değiştiğini söylemek mümkündür. Gündelik ücretle çalışan veya krizin etkilediği sektörlerde çalışanlar bu dönemde önemli bir gelir kaybı yaşamaktadırlar. Sektörel olarak turizm, seyahat, restoran ve kafeler başta olmak üzere KOBİ’lerin satışları durma noktasına gelmiş durumdadır. Özellikle genç istihdamının yüksek olduğu bu işyerlerinin kapalı kaldığı sürelerin uzaması işsizlik ve sosyal sorunların giderek artmasına yol açacaktır.

Diğer taraftan tüketicilerin hem gelir kaybı yaşaması hem de sosyal izolasyon nedeniyle tüketim alışkanları ve davranışları değişmektedir. Restoran ve eğlence harcamaları sıfıra inmiş, tekstil talebi düşmektedir. Ayrıca kriz nedeniyle insanların gelecek kaygısı tasarruflarında artışa yol açmaktadır. Özellikle tasarruf artışları salgın sonrası için de normalleşmeyi yavaşlatma potansiyeli taşımaktadır. Bu noktada KOBİ’lerin süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilmesi ve işsizlik nedeniyle gelirlerini kaybeden ailelerin korunması için seçici politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Devletin krize müdahalesi sırasında özellikle gelir kaybı yaşayan kesimleri ilk planda hedef alması, normalleşme sürecinde ise KOBİ’lerin faaliyetlerini sürdürebilmesi için araçlar geliştirmesi gerekmektedir. Ancak, burada zaten borç stoku yüksek olan ekonomi için istismarların önüne geçecek ve seçici destekler uygulanmalıdır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki borç stokunun salgın sonrasında ekonomileri tehdit eden bir duruma ulaşması muhtemeldir. Uluslararası finans kuruluşları veya fonların bu borç krizi sırasında yerel varlıkları satın almaya başlaması ulusal ekonomiler için risk oluşturmaktadır.

Bu bağlamda, devletlerin yerli firmalarını özellikle stratejik sektörleri koruma noktasında özel önlemler alması gerekmektedir. Yaşanan iktisadi krizin kısa, orta ve uzun vadede etkileri analiz edilmeli ve detaylı yol haritaları çıkarılmalıdır. Ekonomi çarklarının dönmesini sağlayacak önlemler yanında, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde uygulanan politikaların yan etkilerinden kaçınmak için neler yapılması gerektiği planlanmalıdır.

Salgın Sonrası Kobilerin ve İstihdamın Korunması İçin Alınması Gereken Tedbirler raporuna ulaşmak için aşağıdaki linki tıklayınız: https://igiad.org.tr/images/IGIAD_Covid-19_Raporu.pdf

Haberin Devamı
Advertisement
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haberler

Şirketlerin geleceğini DataRobot şekillendirecek

Yayın tarihi

-

Yazar:

Müşterilerine hızlı ve kaliteli hizmetlerde bulunmak isteyen şirketler, bu ihtiyacı karşılamak içim verimliliği yüksek ve hızlı performans veren teknolojilere başvuruyor. DataRobot uygulaması, şirketlere dair verileri hızla öğrenerek geleceğe dönük doğruluk oranı yüksek tahminlerde bulunuyor. Makine öğrenme sürecini hızlandıran ileri analitik programı olan teknoloji, çeşitli endüstrilerden 1000’den fazla şirket tarafından kullanılıyor. 

Dünya dijitalleşiyor ve şirketler esneklik, çabukluk ve verimlilik konusunda işlerini kolaylaştıracak yapay zeka uygulamalarına daha çok rağbet gösteriyor. Türkiye’deki temsilcisi Türkiye’nin ilk yazılım hizmeti danışmanlığı ve veri analizi firmalarından Ereteam olan DataRobot uygulaması, makine öğrenme süreçlerini hızlandırarak şirketlerin hız ihtiyacını karşılarken aynı zamanda geleceğe yönelik doğruluk performansı yüksek tahminler yapıyor. Bir ileri analitik programı olan Data Robot, çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren 1000’den fazla şirket tarafından kullanılıyor.

DATAROBOT YAPAY ZEKÂYI HERKESİN KULLANIMINA AÇIYOR

DataRobot platformunu tanımlayan Ereteam CEO’su Kutlay Şimşek, “Yapay Zekâ ve makine öğrenmesi alanlarında lider olan DataRobot platformu, sektör genelindeki ve dünya genelindeki müşterilerin güvenilir yapay zekâ çözümleriyle daha akıllı ve daha hızlı kararlar almalarını sağlar. DataRobot, müşterilerle bulundukları yerde buluşur ve mevcut herhangi bir bulut platformunda, şirket içi veya hibrit ortamlarda yapay zekâ modelleri oluşturma ve dağıtma özgürlüğü sunar. DataRobot platformu, veri bilimcileri, iş liderleri ve ekiplere kadar tüm kullanıcıları göz önünde bulundurularak sürekli olarak gelişir ve kuruluş genelinde daha yönetilebilir, organize ve etkili bir iş akışına olanak tanır. DataRobot, yapay zekâ teknolojisini herkesin kullanımına açarak kurumların en zor ve karmaşık sorunlarını çözmelerine olanak tanır” ifadelerini kullandı.

“EN İYİLER DATAROBOT’U ALANINDA LİDER OLARAK TANIMLIYOR”

Ereteam CEO’su Kutlay Şimşek, DataRobot’un Otomatik Makine Öğrenimi konusunda bir dünya standardı olarak kabul edildiğini belirterek, “Sektörün önde gelen araştırma firmalarından biri olan Forrester,  DataRobot’u Otomatik Makine Öğrenimi konusunda dünya standardı olarak belirtiyor. Yine bir diğer prestijli araştırma kurumu olan Gartner ise, DataRobot’u ¨Augmented Analytics – Artırılmış Analitik¨ alanında  lider olarak tanımlıyor” dedi.

“DATA ROBOT MİLYONLARCA DOLARLIK TASARRUF SAĞLATTI”

IDC’nin 2020 yılında yayınlamış olduğu ‘Dünya Çapında Gelişmiş Analitik Pazar Raporu’nda, DataRobot`un Yapay Zekâ yatırımlarından ciddi geri dönüşler almayı hedefleyen şirketlere odaklanıldığını belirten Kutlay Şimşek, bu şirketlerin neredeyse tamamının yatırımlarında 10 milyon Dolardan 100 milyon Dolara kadar varan bir katma değer görüldüğünü belirtti. Dünya ölçeğinde ilk 5’in içerisinde yer alan bir Amerikan Bankasının Data Robot teknolojisi sayesinde döviz dönüşümlerini optimize ederek, 300 milyon dolarlık maliyet tasarrufu sağladığını söyleyen Şimşek, “17 milyar Dolar gelir yaratan bir bankanın, yüksek riskli ATM ve mevduat işlemlerini doğru tahmin ederek,  24 milyon Dolarlık bir tasarruf elde etti. Ayrıca bir Fintech kredi şirketinin, müşteri skorlamada sağladığı gelişme ile gelirinde 12 milyon Dolarlık bir artış sağladığını belirtmek isteriz” ifadelerini kullandı.

“DATA ROBOT’UN TÜRKİYE’DEKİ TEK TEMSİLCİSİ ERETEAM”

Türkiye’nin ilk yazılım hizmeti danışmanlığı ve veri analizi şirketlerinden biri olan Ereteam, DataRobot teknolojisinin Türkiye’deki tek temsilcisi konumunda bulunuyor. “Verinin Hayat Bulduğu Yer” mottosu ile yola çıkan Ereteam, deneyimli bir ekibi arkasına alarak, veri odaklı karar alma kültürünü kuruluşlara adapte etme vizyonu ile İş Zekâsı, Performans Yönetimi, Kurumsal Pazarlama Yönetimi, Veri Entegrasyonu, Finansal Kaynak Planlaması ve Risk Yönetimi gibi çok geniş alanda çözüm ve hizmet sunan bir şirket olarak yoluna devam ediyor. Büyük Veri ve Analitik alanlarında kurumsal şirketlere etkili bilişim çözümleri sunan Ereteamtemsilcisi olduğu DataRobot teknolojisini Türkiye’de yaygınlaştırmayı planlıyor.

Haberin Devamı

Haberler

Otomotiv endüstrisi profesyonelleri Automechanika Istanbul Plus’ta buluşuyor

Yayın tarihi

-

Yazar:

Türkiye’nin Lider Uluslararası Otomotiv Endüstrisi Fuarı Automechanika Istanbul, pandemi sebebiyle verilen yaklaşık 2 yıllık aranın ardından, bugün, İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde başladı. Automechanika Istanbul Plus, 21 Kasım 2021 Pazar akşamına kadar tüm dünyada otomotiv endüstrisi profesyonellerinin buluşma noktası olacak.

Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey’in birlikte organize ettiği Automechanika Istanbul Plus 2021 fuarı, Türkiye’nin otomotiv sektörü ihracatında önemli bir yere sahip olan ürün gruplarına ev sahipliği yapıyor. Parça ve sistemler, elektronik sistemler ve bağlanabilirlik, aksesuarlar ve özelleştirme, filo ve atölye yönetimi, arıza tespit ve onarım, araç yıkama ve bakım, alternatif sürüş ve yakıt sistemleri, lastikler ve jantlar, kaporta ve boya, otonom sürüş ve mobilite servisleri fuarda sergilenecek kategoriler arasında bulunuyor.

652 katılımcı firmanın, 121 ülkeden binlerce profesyonel ziyaretçi ile bir araya geleceği Automechanika Istanbul Plus 2021 fuarı açılış töreninde Hannover Fairs Turkey Eş Genel Müdürü Annika Klar, konuşmasında pandeminin büyük ölçüde fiziksel buluşmalar üzerine kurulu bir endüstrinin parçası olan ticaret fuarlarını dijital dünyaya uyum sağlama konusunda zorladığını söyledi. Klar sözlerine şöyle devam etti: “Pandemi sırasında dünya çapındaki dijital etkinlikler ve iş modelleri hakkında yaptığımız araştırma ve analizlerin ardından, otomotiv endüstrisi profesyonelleri için etkinliğin verimliliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla fuarımıza bu yıl ilk kez bir dijital iş platformu ekledik. Plus adını verdiğimiz bu eklenti ile bu yıl otomotiv profesyonellerini aynı anda hem fiziksel ortamda hem de dijital platformda buluştururken sektör için daha fazla iş imkanı ve farklı bir deneyim sunuyoruz. Dijital platformumuzla artık fuar için seyahat edemeyecek profesyonelleri Automechanika Istanbul Plus’ta ağırlayabiliyoruz” şeklinde konuştu.

Açılış töreninde konuşmacılar arasında yer alan Messe Frankfurt Mobilite ve Lojistik Fuarları Başkan Yardımcısı ve Automechanika Marka Müdürü Michael Johannes de konuşmasına, 2 yıldan uzun bir süredir pandemi nedeniyle dünya çapında birçok fuarın yapılamadığına ve nihayet bugün tüm otomotiv endüstrisi profesyonellerinin bir araya gelmesinden dolayı duyduğu heyecan ve mutluluğa değinerek başladı. Johannes, “2001 yılından bu yana düzenlenmeye devam eden Automechanika Istanbul fuarı, Türkiye’nin otomotiv endüstrisi ihracatındaki yükselen grafiğine paralel olarak her geçen yıl biraz daha güçleniyor. Dünya çapında düzenlediğimiz 15 farklı Automechanika fuarı var bu yıl bitmeden Automechanika Istanbul Plus ile birlikte 4 Automechanika fuarı daha düzenlenecek. Bu fuarların her biri bulundukları bölge itibarı ile Türk üreticiler için büyük fırsatlar barındırıyor.” sözleriyle devam etti ve Automechanika Istanbul Plus fuarının pandemiye rağmen tüm otomotiv endüstrisi için çok başarılı olacağına inandığını belirtti.

Otomotiv endüstrisinde en son trendler, gelişmeler ve e-mobilite alanında güncel bilgiler Automechanika Academy kapsamında yer alıyor

Automechanika Academy, önceki yıllarda olduğu gibi, uzman konuşmacıların alanlarıyla ilgili güncel gelişmelere dair yorumlarını ve öngörülerini sektör profesyonelleri ile paylaşılacağı bir ortam sunuyor. Geleceğin mobilite ve lojistik teknolojileri başta olmak üzere, tüm otomotiv endüstrisi profesyonellerini yakından ilgilendiren gelişme ve trendlerden haberdar olabilecekleri interaktif oturumlar, sunumlar, söyleşiler ve sergi alanlarından oluşan özel etkinlik programları Automechanika Academy kapsamında yer alıyor. Automechanika Academy, bu yıla özel olarak hem fuar alanında hem de aynı anda dijital platform üzerinden otomotiv endüstrisi profesyonellerinin erişimine açık olacak.

Automechanika Istanbul Plus 2021 için ziyaretçi kayıtları devam ediyor

21 Kasım 2021 Pazar akşamına kadar ziyarete açık olacak fuarı İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde  ziyaret etmek isteyen tüm profesyoneller, Automechanika Istanbul resmi internet sitesi üzerinden ücretsiz ziyaretçi kayıtlarını oluşturarak fuar alanına ve PLUS dijital platformuna giriş yapabilirler. Fuar alanında alınan COVID-19 tedbirleri gereği, fuar alanına giriş yapacak tüm kişilerin HES kodlarını ibraz etmeleri zorunludur ve yalnızca “risksiz” olarak nitelendirilen kişilerin girişlerine izin verilmektedir.

Haberin Devamı

Haberler

İmalat sanayisinin buluşma noktası Win Eurasia Hybird’e büyük ilgi

Yayın tarihi

-

Yazar:

Hannover Fairs Turkey, 10-13 Kasım 2021 tarihleri arasında imalat sanayisinin önde gelen firmalarını, Türkiye’nin ilk hibrit sanayi fuarı WIN EURASIA Hybrid’te bir araya getirdi. Açılışına Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyüdede ve TIM Başkanı İbrahim Gülle’nin de katıldığı WIN EURASIA Hybrid; 16 ülkeden fiziksel ortamda 467, dijital ortamda 80 katılımcı firmayı, 78 ülkeden 30 bin 728 ziyaretçiyle buluşturdu. 

Ticaret Bakanlığı’nın Alım Heyeti Programı desteği ve Deutsche Messe’nin global ağı sayesinde, ihracatta hedef ülke durumundaki Rusya, Mısır, Tunus, Fas, Irak, Bulgaristan, Çekya, İran, Katar gibi toplamda 16 ülkeden 250’den fazla satın almacı Türk üreticilerle bir araya gelerek, yeni ihracat anlaşmaları gerçekleştirdiler.

Hannover Fairs Turkey tarafından düzenlenen Avrasya’nın lider sanayi fuarı WIN EURASIA Hybrid, iki yıl aradan sonra yirmi yedinci kez imalat sektörünü bir araya getirdi. “Endüstriyel Dönüşüm” teması altında gerçekleşen fuarda imalat sektörünün temsilcileri en son teknoloji ürünlerini tanıtma fırsatı buldular.  

WIN EURASIA Hybrid’in açılışına katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, makinası akıllı ve verimli olmayan, üretim hatlarında otomasyonda dijitalleşmeden yoksun imalat dallarının yok olacağı bir döneme girildiğine işaret ederken fuarın temasının endüstriyel dönüşüm olarak belirlenmesinin vizyoner bir yaklaşım olduğunu belirtti. 

Fuarı ziyaret eden TİM Başkanı İsmail Gülle ise yaptığı açıklamada, “Pandemi sonrasında fuarların başlaması ticari hareketliliği de beraberinde getirdi.  Pandemi döneminden sonra dünyadaki ticari koşulların değişmiş olduğunu görüyoruz. Bu durum ülkemiz için önemli bir avantaj sağladı. Özellikle Türkiye’ye, Türkiye’nin üreticilerine ve Türk ürünlerine olan teveccühün yükselmiş olduğunu görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Makine sektörü de ülkemizin önemli sektörlerinden biri. Sektörün ihracat faaliyetleri olumlu bir seyirde gidiyor, şu ana kadar %30’luk bir artış elde edildi. Makine sektörü ihracatını en çok artıran sektörler içinde” dedi.  

İmalat sanayisi WIN EURASIA Hybrid ile ihracat atağı yaptı!

16 ülkeden fiziksel ortamda 467, dijital ortamda ise 80 katılımcı firmanın; 78 ülkeden 30 bin 728 ziyaretçiyle buluştuğu WIN EURASIA Hybrid Türkiye imalat sanayisi için önemli iş birliği ve ihracat anlaşmalarının yapıldığı büyük bir ticari etkinliğe dönüştü. 

Anadolu’dan 30 şehirden, ticaret ve sanayi odaları iş birliğiyle 55 otobüsle İstanbul’a gelen heyetlerin de katıldığı WIN EURASIA Hybrid’te Ticaret Bakanlığı’nın Alım Heyeti Programı kapsamında da katılımcı firma temsilcileri; ihracatta artış hedeflenen ülkelerden 250’den fazla satın almacı bir araya gelerek yeni ihracat iş birlikleri gerçekleştirdiler.

WIN EURASIA HYBRID’e dijital ortamda katılanların sayısı dikkat çekti!

Türkiye’de yapılan ilk hibrit sanayi fuarı olan WIN EURASIA Hybrid, fiziksel ortamın yanı sıra fuarın dijital platformunda da katılımcı firmaları ziyaretçilerle bir araya getirdi. Dijital katılımcılar; sanal ortamda, fuar stantlarında sohbet fonksiyonları, birebir görüntülü görüşmeler ile satın alma yetkililerini ağırlama; ürünlerini 3 boyutlu sergileme imkânı buldular. Fuar alanında kurulan Dijital Pavilyon’da ise fiziki ziyaretçiler, sektör lideri firmalarla dijital görüşmeler yaparak iş birliği geliştirme fırsatı yakaladılar.

Konferansların da dijital ortama taşındığı fuarda; konuşmacılar ister fuar alanında, isterlerse bulundukları yerden dijital sunum yapabilirken dinleyiciler de istedikleri yerden konferansları takip etme şansı buldular. Fuar süresince 30 panel, 51 marka ve 61 konuşmacının yer aldığı konferanslar, fiziksel ortamdaki izleyicilerin yanı sıra dijital platformlarda 2.646 kişi tarafından takip edildi.

Ayrıca, sektör profesyonelleri, fuarın dijital bölümünde, yer alan firmalara 20 Kasım 2021 tarihine kadar www.win-eurasia.com üzerinden ulaşabilecekler.

Fuarlar da dönüşüyor!

WIN EURASIA Hybrid’in açılış konuşmacılarından Deutsche Messe AG Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Jochen Köckler, yaptığı değerlendirmede pandeminin her alanda olduğu gibi fuar sektöründe de değişimi beraberinde getirdiğini söyledi. Dr. Köckler, “Pandemide biz de işlerimizi dijital ortama taşıdık. Connection Days platformu üzerinde düzenlediğimiz etkinlerde uzaktan da olsa endüstriler özelinde firmaların ve profesyonellerin bir araya gelmesini sağladık. Şimdi burada WIN EURASIA Hybrid’te bir ilki gerçekleştirerek imalat sanayi temsilcilerini hem fiziksel hem de dijital ortamda buluşturduk. Bakalım önümüzdeki yıllar bize neler gösterecek, belki de fuarın yüzde 30’ü dijital ortamda gerçekleşecek” dedi.

Toplum 5.0 fuara damgasını vurdu!

WIN EURASIA Hybrid kapsamında düzenlenen konferanslarda dikkat çeken başlıklardan biri Toplum 5.0 oldu. Toplum 5.0 Akademi üyelerinin katıldığı panelde geleceğin en büyük becerisi olarak gösterilen “Teknolojiye Adaptasyon”un, Toplum 5.0 kavramının temel taşı olduğu vurgulandı. Önümüzdeki 10 sene içinde dünya verimliliğinin %60’ının otonomiden geleceği ve makineler ile robotları daha fazla göreceğimizin belirtildiği panelde insanların makinelerle rekabet edebilmesinin iki temel beceri ile gerçekleşebileceği; bunların da “Duygusal Zekâ” ve “Yaratıcılık” olduğu belirtildi. Bu iki becerinin kazanılması için teknoloji ile insan arasına “Toplum 5.0” kavramının konumlandırılması gerektiğinin konuşulduğu panelde hibrit insan olmanın önemi vurgulandı. 

Yeni Yer, Yeni Tarih, Yepyeni Bir Fuar Deneyimi!

2000 yılından bu yana aynı fuar alanında gerçekleşen WIN EURASIA fuarı, önümüzdeki yıl katılımcı ve ziyaretçilere daha iyi bir fuar deneyimi sunmak amacıyla İstanbul Fuar Merkezi’ne taşınıyor. 8-11 Haziran 2022 tarihlerinde gerçekleşecek WIN EURASIA 2022’de şimdiden heyecan verici gelişmeler yaşanıyor.

Haberin Devamı
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com